Ben de seninle Sartre'n Heidegger'ı neden anlayamadığı sorunsalı üzerine konuşup Nietzsche'nin nasıl patavatsız biri olduğu üzerine Epikurus tarzı boş boğazlık etmek isterdim ama bizim kütük #Muş.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
En son ne zaman dünyayı sessize alarak uyuduğumu ve dinlenmiş bir halde uyandığımı unuttum. Duymuyorum artık çevremdeki sesleri, bütün konuşmalar sanki bana çarparak geri dönen uğultulu bağırışlar gibi geliyor içimi tırmalayan. Evim yanmış da sanki bacaklarımı dizlerime çekmiş halde yangını izliyorum ve söneceğine dair en ufak bir inanç yok içimde. Gittikçe duyarsızlaşıyorum etrafımdaki görüntülere ve ışığa Günün bütün zamanları aynıymış gibi geliyor bana: Soluk bir karanlık, Soluk olması gün doğumlarına değil de giderek artacak bir karanlığa gebe gibi. Yine de korkutucu gelmiyor bana. Alıştığım için değil hissizleştiğim ve donuk olduğum için. Biliyorum çünkü zifiri karanlık bir gölgeyi yutmaz. Gölge zifiri karanlığın bir parçası olur. Geçmeyecek şeylere, iyileşmeyecek yaralara, uyutmayacak gecelere, aydınlık getirmeyecek sabahlara ve karanlığa olsun bu cümleler. Ve gelmeyecek güzel günlere.
Fyodor Dostoyevski