" Ne güzel tohumlar!" dedi, " Ne kadar da pürüzsüz, ne kadar da biçimliler. Abanoz siyahı bir lâle verecekmiş gibi melankolik bir hava var üstlerinde. Damarları çıplak gözle şeçilemiyor bile. Şüphem yok ki tek bir beyaz leke bile olamayacak yas giysileri içindeki lâlemde.
Acısıyla o kadar bütünleşmişti ki bu acı onda bir alışkanlık halini almıştı. Ruhunu ve aklını bedenine bağlayan zincirlerin çözülmesini büyük bir zevkle izliyordu, ki bu ona ocaktan çıkan bir ateşin gökyüzüne kavuşmak için süzülmesi gibi geliyordu.