Sanrının,ruhsal gerginliğin en yüksek noktasına ulaştığı ve insanın, gayesine ulaşmasının imkansız olduğundan endişe ettiği bir sırada ortaya çıktığı sonucunu çıkarabiliriz.
Her insan,dış dünya ile olan ilişkilerini kendi hayat kalıbına uyduracak şekilde yeniden düzenleyebilir ve şekillendirebilir.Bir insanın bireyselliği ve tekliği(biricikliği),neyi ve nasıl algılamış olduğuna bağlıdır.Algı, basit bir fizik olayı aşan bir şeydir;iç hayatımızla ilgili en geniş kapsamlı sonuçlara ulaşmamızı sağlayan bir ruhsal fonksiyondur.
Her insan,dış dünya ile olan ilişkilerini kendi hayat kalıbına uyduracak şekilde yeniden düzenleyebilir ve şekillendirebilir.Bir insanın bireyselliği ve tekliği(biricikliği),neyi ve nasıl algılamış olduğuna bağlıdır.Algı, basit bir fizik olayı aşan bir şeydir;iç hayatımızla ilgili en geniş kapsamlı sonuçlara ulaşmamızı sağlayan bir ruhsal fonksiyondur.
İnsanların birbirlerini fark etmeden birbirlerinin önünden gelip geçtiklerini,birbirleriyle ilişki kuramadıklarını,çünkü yalnızca toplumda değil ailenin dar çevresi içerisinde bile birbirlerine yabancı olarak kaldıklarını söylemek,sık sık tekrarlanan bir gerçeği dile getirmektir.