" Çok gençken herkesi, her şeyi, hatta dünyayı değiştirebileceğimizi sanırız. Nasılsa hiç yaşlanmayak, hiç ölmeyecek ve sonsuza ulaşacağızdır. Oysa duvarda tek bir tuğla olduğumuzu ve ancak 'iyi bir tuğla' olmayı başarmakla yükümlü olduğumuzu görürüz bir gün...
Bu, belki de kendimize sakladığımız bir peri masalıdır. Kim bilir, her çocuğun masalları sevmesi, her yetişkinin, oyuncakların büyülü dünyasına duyduğu açık veya saklı ilgi gibi bir şey bu... Koşullanmalar, masallar, eğitim ve geleneklerle bilgiççe açıklamalar yapmak, her şeyi bir çırpıda açıklamak hiç de güç değil, ama mantığın ve aklın kabullendiği bir şeye yüreği ikna etmek pek de kolay olmuyor bazen.
İnsanların pek çoğunun, inanmamış, hiç inanmayacakmış gibi görünen günlerin bile, özellikle ilkgençliklerinde 'ömür boyu' sürecek, ' güllük gülistanlık', 'tek yaktıkta kocanacak' bir kadın erkek ilişkisine en saklı, en özel köşelerinde ayırdıkları, gizlice şımartılmış, adeta gelişmesine göz yumulmuş bir inanç bulunuyor.