1000Kitap Logosu
Resim
Mor_Bulut
TAKİP ET
Mor_Bulut
@Mor_Bulut
Öğretmen
41 okur puanı
01 Oca 2020 tarihinde katıldı
Tanıdığın kimse takip etmiyor
Ortak okuduğunuz kitap bulunmuyor
Mor_Bulut
tekrar paylaştı.
92 syf.
·
Beğendi
·
9/10 puan
Spoiler içerir
Sır kitabı Kutlu'nun öteden beri işlemekte olduğu, Türkiye'de toplumsal değişme serüveninin bilhassa seksen sene sonraki görünümüne ışık tutmakta, eleştiriler getirmektedir. Kitaptaki hikayelerden biri olan " Satılık Huzur " Kutlu'nun " Ya tahammül Ya Sefer " kitabındaki İlhan karakterinin gelecekteki yaşamını konu alıyor. Maalesef İlhan'ın "Ya Tahammül Ya Sefer" kitabında sisteme ve yapılan yanlışlara karşı eleştirisini, direnişini bu hikayede devam ettiremediğini ve eleştirdiği insanlar gibi kendisininde sistemin içine girdiğini üzülerek görüyoruz. "Sır" hikayesinde ise efendinin ölümü üzerine onun yerine geçen mürşidin kendisine ve çevresine yabancılaşmasıyla karşılaşırız. Yani efendinin kendine yabancılaşmasının temelinde, kendisine verilen sorumluluk ile kişiliğinin uyuşmaması etkili olur. " Tarihin Çöp Sepeti " hikayesinde ise bir gazeteci kişiliğinde aydın tipinin ülkeye, halka, mesleğe ve kendisine yabancılaşması dikkatlere sunulur. Kahramanımız Metin, iç dünyasında bir yerlere çekilmiş, idealist kimliğiyle kendisinden beklenenler arasındaki uçurumu ve buna bağlı yabancılaşmayı anlamamıza yardımcı olur. "Her Ne Var Alemde" hikayesi bir bilim adamının etrafında şekillenir. Çevresine yabancılaşmış, yalnızlığı yaşayan bilim adamının sürdürdüğü hayat kırılmaya uğramış o da 'uzlete' çekilmiştir. Görünürde bunda zamanın geçişinin hüznünü yaşaması ve üniversitelerde dikkate değer bilim adamının kalmayışı etkili olur. O esasen ortada üniversiteninde bilminde kalmadığı düşüncesine kapılmıştır. Artık tarih araştırmacılığıda zevk vermemektedir. Üniversiteye de bilme de yabancılaşmıştır. Bezginlik içindedir. Kitapta birbirinden farklı gibi görünen hikayeleri tek cümlede birleştirmemiz mümkündür aslında ; "Ölüp gitse de insan, sürekli bakmalı kendine aynadan." Kitap siyasi veya bireysel güç kazanmak için yozlaşanları ve özünü unutanları gösteriyor bize. Kutlu bu kitabı yazdığında bu günleri görerek mi yazdı acaba? diye düşünmeden edemiyor insan. Kitaptaki gibi amacından saptırılan tekkelerin, grupların, bir davası olan insanların politikaya alet edilip, çıkarları için, siyasi rant için ne denli yozlaştığını günümüzde görmenin hüznü kaplıyor içimizi kitabı bitirdiğimizde. Mustafa Kutlu, kahramanlarına dünyayı değiştirme misyonu vermiştir. Fakat kahramanlar bunda başarılı olamaz. Dünyayı değiştiremeyen insanı sonunda dünya değiştirir. Bir yerde ideallerine ve kendine yüklenen misyona bağlı kalamayan insan çevresini olumlu yönde değiştireceği yerde kendisi değişmeye başlar. İdeal ve amaç kaybına uğrar. Kendisini gerçekleştireceği yaşam alanı arar. Kalabalıklar içinde yalnızdır. Nitekim böyle de olur. Sosyal hayatta güzelliklerin yerini çirkinliklerin aldığı, yapılan işlerin iyiden kötüye gittiği, aslında bir şeyler yapmak bilindiği halde bunun bilinmezden gelindiği bir dünyada, iyilerin kenara çekilmesinin, itilmesinin veya susmasının kötülere en büyük iyilik olduğu görülmektedir. İlk defa Mustafa Kutlu okuyacaklara kitapla ilgili naçizane tavsiyem ise şudur; Kitabın sayfa sayısının azlığına aldanıp Mustafa Kutluya bu eser ile başlarsanız, kitabın aslında son derece anlaşılır dili size ağır gelebilir. Nedeni ise Kutlu'nun kitaptaki hikayeleri birbiriyle bağlantılı yazmakla yetinmeyip daha önceki bazı kitaplarının da bir nevi devamı şeklinde ele almasıdır. Son olarak eklemek isterim ki ' kitabı kapatıp kitapla yüz yüze baktığımızda bir kez daha anladım, aslında başlangıç ve son yok hakikatte. Sonsuz bir döngünün içinde, muhteşem bir sarayın odacıklarında bir tutam hayatımızın bize selam ve elveda demesidir, bizim başlangıç ve son olarak bildiğimiz şey.'
Sır
7.9/10 · 6,3bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
1
2
3
4
...
28
277 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.