“ başkalarının ne dediğini umursamadan yaşa; çünkü yaşayamadıklarınla ölüp gittiğin zaman başkalarının sana hiçbir faydası olmayacak!”
“Çocukluğunu cebine koy ve kaç!”
“Ölümsüzüm ben. Ölene kadar.”
Onların gözünde Tanri olmaktan vazgeçebildiğimizde ise kader, hak ettikleri başarı ve mutluluğu kaçınılmaz olarak onlara armağan edecektir. Kendi hayatinin efendisi olan özgür çocuk, başkalarının hayatında tutsak olmak yerine yaşamak istediği dünyayı inşa etmeyi öğrenecektir.
Kendi geçmisimizdeki travmatik olaylar sonucu onlara verdigimiz "istediklerini yapma özgürlügü", her seyi daha da kötüye götürecek olaylarn baslangicidir sadece.
Bunalmış halde geçirilen günlük yaşamını herkes kendisi ile ilgili uğraşlarla dolduruyor. İnsanları düşünecek yüreği de yitiriveriyor. Yüreğini yitiren insanlar, başkalarının acısını hissedemez hale gelir. Öyle olunca da yalan söyler, insanları yaralar, güçsüzlerin üzerine basıp geçerken bile hiçbir şey hissetmez hale gelirler. Dünyada bu tür insanlar bir hayli çoğaldı.
Fakat toplumsal saygınlık açısından kitap okumak halen önemli bir nokta olduğundan, herkes daha az zorluktaki kitaplarla pek matah olmayan özgeçmişlerini biraz olsun süsleme gayreti içerisindeler.