Kadın, saf, ince, ve henüz var olamayan bir dünyanın erdemleriyle parlayan mücevher gibi bir oyuncak olmalı. Aşkınızda bu yıldızın ışığı parlamalı. Umudunuz "insanüstü"nü doğurmak olmalı. Aşkınızda cesaret olmalı ve aşkınızla sizi korkutanın üstüne yürümelisiniz. Namusunuz aşkınızda olmalı. Namusunuz, sevildiğinizden daha çok sevmek ve hiçbir zaman ikinci olmamaktır. Erkek, seven kadından korkmalı. Kadın o zaman her şeyi feda eder ve başka her şey değersiz olur. Erkek, kin besleyen kadından korkmalı. Erkek, ruhunun derinliğinde kötüdür sadece. Oysa ki kadın felakettir.
Sordum, niye sattın diye yoksulluğunu
Dedi, elimdeki sadece oydu
Niye sattın vücudunu
Daha mı kötü, dedi, satmaktan ruhumu
Herkes, dedi, merak içinde
Ölümden sonra hayat var mı diye
Boşuna düşünürler
Sanki hayat varmış gibi ölümden önce
Sevdim seni ama bir şekilde
Hüzün var diye belki gözlerinde
Eğer sever gibi sarılırsan da
Bu vücut sana bedava
Aslında derdim; çok gençsin daha
20'yim, dedi, ama ruhum 1000 yaşında
Kayalar kesti ayaklarımı
Yine de bir şey hissetmek güzel hala
Bu dalgakıranda
Tek başıma bu vücutla fırlatıldım bu dünyaya
Aşk da basit, pişmanlık da, hayat hoyrat bu zamanda
Şahin kuşa, kuzgun leşe, ben değil bu dünya fahişe
Artık daha az seviyorum seni..
Unutur gibi..ölür gibi daha az..
Yeniden ödetiyorum kendime
Onca aşkın öğretemediğini..
Kolay değildi..
Yalnızca sevgilimi değil..evladımı da kaybettim ben..
Kaç acı birden imtihan etti beni..
Bir tek gece vardır insanın hayatında..
Ömür boyu sürer nöbeti..
Bu da öyleydi..
İyi ol..
Sağ ol..
Uzak ol..
Ama bir daha görme beni..
Ve hepimiz biliyoruz: Dostlarımız, biz caddenin kenarında alevler içinde yanarken, karşıya geçip üstümüze işemeye üşenen kimselerdir.
Dublörün Dilemması, Murat Menteş