"Milli kurtuluş yolunda gösterdiğiniz bu nefsi feragatten dolayı hepinizi tebrik ederim. Milli dava ancak bu inanç, bu irade ve azimle tahakkuk ettirilecektir. Yaşaması gereken naçiz şahıslarımız değil, Milli kurtuluşu temin edecek olan fikirlerdir."
...Makbule koşarak kapıya doğru indi. Kapıyı açtığında, arama yapmak isteyen grup kaybolmuş, köşede beliren grup evin etrafını sarmıştı. Makbule şaşkınlık içinde ne olduğunu anlamaya çalışırken, içlerinden biri yaklaşıp "Korkmayın," dedi, "Biz Mustafa Kemail'in adamlarıyız. Evi kimseye bastırmayız. Siz kapıyı kapatıp yukarı çıkın."
Haklılardı. Evi kimseye bastırmazlardı. Zira o ev Samsun'a gitmeden hemen önce Mustafa Kemal tarafından kendilerine emanet edilmişti. Beşiktaş'ın kahraman sporcuları, bırakılan emanete ölüm pahasına sahip çıkmaya her daim hazırdı.
Kimisi işgal ve katliamların kadınların kısa kollu giyinmesine, kimisi de askerlerin sakal bırakmasına bağlıyordu. Bir millet, işgal gibi vahim bir musibeti, sakala ve kıyafete bağlıyordu. Bu tablo, milli hislerin neredeyse ölü vaziyette olduğunun açık kanıtıydı.