Günümüzde özgüven diye tarif edilen kavramın öz'ü de yaratıcıya tutunma becerisinde yatar. Çünkü özünü verene güvenen kişi, özüne de güvenir. Kendi özünü kıymetli bulan kişi ise, başkalarının biricikliğini de kabul eder ve saygılı olur.
Aldanış içerisindeyiz. İmkan dahilinde yapabileceklerimizi küçümsüyor;daha iyi şartlara, konforlu bir hayata sahip olunca hayırlı işlerle daha çok meşgul olacağımızı sanıyoruz. Neyse ki kadim bir ses bizi uyarıyor:
Zannederdik servet ile rahat artar
Umardık ki rahat ile taat artar
Bulduk bir Ehl-i tahkik sorduk hakikatinden
Dedi:"Servetle gaflet, rahatla illet artar."
Münafık "Oku kuzım, mesleğini eline al, kocana ezilme, senin paran varsa benimde var, de. Minnet etme, güçlü kadın ol, baktın olmuyor ayrıl, özgür yaşa" der.
Mü'mi ise" Kızım oku, alime, mürebbiyeol;fakat bütün bu vaziyetlerin ötesinde asıl anne ol. Sözünle rehber, hareketlerinle muallime ol"der
Mü'min müdrik;münafık ise sefihtir.
İnsan bedeni topraktan, ruhu ise rahmani "nefha" dandır.Bu yüzden beden gıdasını dünyada yaratılan bitkiden, ağaçtan, sudan alırken;ruhu, yücelerden gelen Kelamullah olan Kur'an-ı Kerim ayakta tutar. Bu yüzden beden tek bir koltuğa, tek bir yatağa sığarken ruh yerle gök arasınada sığmaz.