“Bana gün batımını izlemeyi öğreten sadece Efe değildi, bu evdi, bu balkondu, bu binaydı. Acılarını yaşadığın yerler o acıları seninle paylaşır, dert ortağın olur. Mutlu olduğunda mutlu olduğun o yer seninle mutluluğunu da paylaşır. Bir bankın üzerinde ağlayabilirsin, odanda, evinde, balkonunda veya bir otobüste ağlayabilirsin. Neresi olduğu önemsizdir ama orası senin dert ortağındır. Ağlaya ağlaya yürüdüğün yolun kaldırım taşları senin derdini seninle taşır, inan bana. Gülümseyerek baktığın gökyüzü seninle gülümser. Evrende var olan her şey bizim hayat arkadaşımızdır. Bir eve doğarsın, o evde büyürsün, o ev de seninle büyür. Sen yaşadıkça o evin yaşanmışlığı artar. Senin tecrübe ettiğin her şeyi o ev de seninle birlikte tecrübe eder. Senin boyun uzar, saçların beyazlar, evin pencereleri eskir, duvarları yıpranır. Büyüyen, yorulan, yıpranan, üzülen, mutlu olan sadece bizler değiliz. O yüzden yaşadığımız yerler, üzerinde yürüdüğümüz yollar, sokakta gördüğümüz yabancılar, bindiğimiz otobüsler, dahil olduğumuz her şey önemlidir. Yalnız olduğunu sandığın her an bil ki evin seninle, seni kimse anlamıyor olabilir ama o duvarlar anlıyor. Seni kaldırım taşları, göz göze geldiğin o kuş, üzerinde oturduğun o bank anlıyor. Merak etme, evren seni anlıyor. Evren seninle. İşte bu yüzden asla yalnız değilsin, asla yalnız olamazsın. Hayat senin arkadaşın...”