Sizin kafanızı bir süre daha ütüledikten sonra, "ne kadar güzel sohbet ettik, yine gel, beklerim," diye sizi uğurlarlar. Bu şekilde sürekli konuşanlar, iletişimden değil, kendi iletimlerinden zevk alırlar. Karşıdaki kişiyle iletişim kurulmak isteniyorsa, ona geri- iletimde bulunma olanağı tanınmalıdır.
Ahzâb sûresinin 56. âyet-i kerimesinde mealen şöyle buyrulur: "Allah ve melekler peygambere salât ediyorlar; ey iman edenler, siz de ona salât edin ve tam bir teslimiyetle selâm verin."
Bu ayeti aslında biraz yanlış anlıyoruz gibi. Burdaki salat yardım etme destek olma anlamında kullanılmış. Selam da teslim olma getirdigi hükümleri kabul etme anlamında. Aslında ayetin anlami peygberimizin getirdiği vahyi kabul edip onu insanlara anlatma konusunda peygambere yardım etmek onunla beraber mücadele etmektir.
Bizler ise elimize bir zikirmarik yahut tesbih alip bunu tekrar ederek bu ayeti uyguladığımızi sanıyoruz. Allah bize peygambere yardım edin diyor biz salat getirerek Allahim sen yardım et diyoruz. Çelişki var. Günümüzde peygambere salat etmek demek salavat getirmekten ziyade Onun getirdiği bu kitabı anlamak anlatmak ve yaşamak yaşatmak aslında... Ben öyle düşünüyorum
Kur'an'da Hz. Peygamber'in ümmîliğinin "Eğer okuryazar olsaydın batıla uyanlar şüpheye düşerdi." şeklindeki ifadesi Hz. Peygamber'in okuma yazma bilmemesinde ilahi bir müdahaleyi hissettirir. Çünkü fesahatte ve belagatta zirvede bulunan bir topluma bir ümmînin muciz olan Kur'an'ı getirmesi, Kur'an'ın Onun tarafından uydurulduğu iddiasını bertaraf edip onu nübüvvetinin sıhhatine bir gösterge yapar. Eğer Hz. Peygamber okuma yazma bilseydi Kur'an'ın beşer sözü olduğunu iddia etmek daha kolay olacaktı. Bu sebeple normal bir kişi için bir kusur sayılabilecek olan ümmîlik Hz. Peygamber'in bir fazileti ve nübüvvetinin en büyük alametlerinden biri sayılmıştır
Ankebut 48 deki Bu ayet Hz. Muhammed'in Kur'an'dan önce herhangi bir ilahî metin okumadığını göstermektedir. Kasas 28:86 ve Şûrâ 42:52'de verilen bilgiler de bunun delilidir. Demek ki buradaki mesaj Hz. Muhammed'in okuma-yazma bilmediğiyle ilgili değil, dini metinlerle içli dışlı olmak anlamında entelektüel bir din meşguliyetine sahip olmamasıyla ilişkilidir. Hz. Muhammed'in ümmiliği de onun kitap ehlinden olmaması, Tevrat'ı bilmemesi ve Mekkeli oluşu demektir; konunun okuma-yazma bilmemeyle herhangi bir ilişkisi olamaz.
Dağın şeyhi şöyle bitireyim hocam: ben kuran in tek başına yettiğini düşünüyorum cunku Allah bizi bundan hesaba çekeceğini söylüyor. Kuranda olmayan bir şeyi yapmadım diye hesabi yok. Maide 6 da abdestin farzı 4 tür yuz kol bas ayak nokta bitti. Zorlamaya gerek yok. Yenilmeyen seyler 4 tür leş domuz kan Allah'tan başka biri adına kesilenler. Nokta bitti zorlamaya gerek yok. Sen yine istediğini ye yeme kimse bir şey demiyor ama Allah in haram kilmadığına haram diyemezsin..
Müteşabih ayetler var mi Allah var diyor. Ama bizi onlardan sorunlu tutmuyor. Size açıklanmayan seylerde Allah sizi affetmistir muaf tutmuştur yani. Bitti zorlamaya gerek yok bence..
Allah bize gercek manada taklitçi degil tahkiki iman nasip etsin. Selam ile..
Kur'an'da Hz. Peygamber'in ümmîliğinin "Eğer okuryazar olsaydın batıla uyanlar şüpheye düşerdi." şeklindeki ifadesi Hz. Peygamber'in okuma yazma bilmemesinde ilahi bir müdahaleyi hissettirir. Çünkü fesahatte ve belagatta zirvede bulunan bir topluma bir ümmînin muciz olan Kur'an'ı getirmesi, Kur'an'ın Onun tarafından uydurulduğu iddiasını bertaraf edip onu nübüvvetinin sıhhatine bir gösterge yapar. Eğer Hz. Peygamber okuma yazma bilseydi Kur'an'ın beşer sözü olduğunu iddia etmek daha kolay olacaktı. Bu sebeple normal bir kişi için bir kusur sayılabilecek olan ümmîlik Hz. Peygamber'in bir fazileti ve nübüvvetinin en büyük alametlerinden biri sayılmıştır
Ankebut 48 deki Bu ayet Hz. Muhammed'in Kur'an'dan önce herhangi bir ilahî metin okumadığını göstermektedir. Kasas 28:86 ve Şûrâ 42:52'de verilen bilgiler de bunun delilidir. Demek ki buradaki mesaj Hz. Muhammed'in okuma-yazma bilmediğiyle ilgili değil, dini metinlerle içli dışlı olmak anlamında entelektüel bir din meşguliyetine sahip olmamasıyla ilişkilidir. Hz. Muhammed'in ümmiliği de onun kitap ehlinden olmaması, Tevrat'ı bilmemesi ve Mekkeli oluşu demektir; konunun okuma-yazma bilmemeyle herhangi bir ilişkisi olamaz.
Dağın şeyhi hocam dün bugün recm var diye insanları öldürülmüş öldürülüyor Nasıl tekil bir rivayet diyip gecistiriliyor. Mürted var diye insalar öldürülmüş.. ya farzı Allah tan başka kimse koyamaz diyoruz 4 mezhebin abdest farzları farklı. 4 6 7 10 diyen var. Sonra Cebrail resul e oku demiş ben okuma yazma bilmem demiş, Hüdeybiyede resul hz aliye allahin resul u ibaresini bana göster ben sileyim demiş. Maalesef kuran ayetleri değil sonradan yazılan rivayetler din olmuş. Dogrusu vardır mutlaka resul tabiki bir sürü sohbet etmistir. Ama resul kurana aykırı bir sey söylememiştir.. örneğin Maide 6 abdest ile ilgili bilgiyi net verirken. Niye eşim bana dokundu diye abdestim bozulsun. Ya da kan bozsun. Haşa Allah in kelimeleri eksik mi kaldı.. 4 ayri ayette haram yiyecekler çok net şekilde belirtilmisken her mezhep farklı bir şeyi haram kılmış. Biz sizi aynı özden yarattık demelerine rağmen gitmişiz tevrattaki bilgiyi alip kadını erkegin kaburga kemiklerinden yarattığını kabul etmisiz. Bu kuran onlara yetmedi mi ayetine rağmen resule verilen mucize olarak tek kuranin verildiğini bilmemize rağmen yok ayı ikiye böldü kütüğü yanına çağırdı gibi temelsiz mucize üretmisiz. Dini gercek eyetlere değil de rivayetlere ve hikayelere maalesef mahkum etmişiz..
çok konu var hocam seni de çok rahatsız etmeyelim. Sabrın ve bilgilerin icin teşekkürler..
Kur'an'da Hz. Peygamber'in ümmîliğinin "Eğer okuryazar olsaydın batıla uyanlar şüpheye düşerdi." şeklindeki ifadesi Hz. Peygamber'in okuma yazma bilmemesinde ilahi bir müdahaleyi hissettirir. Çünkü fesahatte ve belagatta zirvede bulunan bir topluma bir ümmînin muciz olan Kur'an'ı getirmesi, Kur'an'ın Onun tarafından uydurulduğu iddiasını bertaraf edip onu nübüvvetinin sıhhatine bir gösterge yapar. Eğer Hz. Peygamber okuma yazma bilseydi Kur'an'ın beşer sözü olduğunu iddia etmek daha kolay olacaktı. Bu sebeple normal bir kişi için bir kusur sayılabilecek olan ümmîlik Hz. Peygamber'in bir fazileti ve nübüvvetinin en büyük alametlerinden biri sayılmıştır
Ankebut 48 deki Bu ayet Hz. Muhammed'in Kur'an'dan önce herhangi bir ilahî metin okumadığını göstermektedir. Kasas 28:86 ve Şûrâ 42:52'de verilen bilgiler de bunun delilidir. Demek ki buradaki mesaj Hz. Muhammed'in okuma-yazma bilmediğiyle ilgili değil, dini metinlerle içli dışlı olmak anlamında entelektüel bir din meşguliyetine sahip olmamasıyla ilişkilidir. Hz. Muhammed'in ümmiliği de onun kitap ehlinden olmaması, Tevrat'ı bilmemesi ve Mekkeli oluşu demektir; konunun okuma-yazma bilmemeyle herhangi bir ilişkisi olamaz.