Müderris İdris

Bu ülkede yıllardır aynı sahneyi izliyoruz: Eğitimiyle, kariyeriyle, alın teriyle bir yere gelen başörtülü bir kadın… Ve karşısında hâlâ “sen orada olamazsın” diyen bir zihniyet. İnanın buna şahit olmak artık bir “algı operasyonu” meselesi değil; bu resmen incitme, yaralama, aşağı çekme çabasıdır.‼️
Bu ülkedeki İslam düşmanlığını başka bir yerde görmek çok zor. Tedavisi zor bir güruh... Kelimeler ile mücadele edeceğiz bu güruh ile...
MÜSLÜMANLAR’IN ÖLÜ BEDENLER ÜZERİNDEN İLAHİ İNTİKAMI
Muhammed ile başlayan, Ayşe, Emeviler, Abbasiler ile devam eden ve Müslümanların genetik kodlarına işlenmiş olan ölü bedenler üzerinden ilahi intikam duygusunun, son örneğini Suriye’de HTŞ adlı
En cahil, en bağnaz batılı oryantalistler bile sizin kadar İslamı ve İslam tarihini kindar bir şekilde tahrif etmemişti... Bir de utanmadan İslama olan kin ve nefretinizi kusmuk gibi yazınıza boca ederken yazdığınız kin ve nefret dolu cümleleri perdelemek için laik cumhuriyet ve Atatürk maskelerini kullanıyorsunuz... Biz sizleri çok iyi tanıyoruz... Beyhude çırpınışlarınız...
Önceki 1 yanıtı göster
Cafer Akkaya
Cafer Akkaya
Kuran'da çocuk tecavüzü meşruiyeti hangi ayette yazıyormuş
2 yanıtı göster
MÜSLÜMANLAR’IN ÖLÜ BEDENLER ÜZERİNDEN İLAHİ İNTİKAMI
Muhammed ile başlayan, Ayşe, Emeviler, Abbasiler ile devam eden ve Müslümanların genetik kodlarına işlenmiş olan ölü bedenler üzerinden ilahi intikam duygusunun, son örneğini Suriye’de HTŞ adlı
En cahil, en bağnaz batılı oryantalistler bile sizin kadar İslamı ve İslam tarihini kindar bir şekilde tahrif etmemişti... Bir de utanmadan İslama olan kin ve nefretinizi kusmuk gibi yazınıza boca ederken yazdığınız kin ve nefret dolu cümleleri perdelemek için laik cumhuriyet ve Atatürk maskelerini kullanıyorsunuz... Biz sizleri çok iyi tanıyoruz... Beyhude çırpınışlarınız...
Önceki 3 yanıtı göster
Müderris İdris
Müderris İdris
Henüz adet görmemiş akıl baliğ olmayan çocuk evlilikleri ile ilgili Kur’an’da yer alan ayet Talak Suresi 4. Ayettir. ‘’Kadınlarınızdan âdetten kesilmiş olanlarla, henüz âdet görmeyenler hususunda tereddüt ederseniz, onların bekleme süresi üç aydır. Hamile olanların bekleme süresi ise, doğum yapmalarıyla sona erer. Kim Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona işinde bir kolaylık verir.’’ (Talâk Suresi 4. Ayet) Talak suresi 4. ayeti için İslam düşünürlerinin görüşlerini paylaşalım. 1-MUKATİL BİN SÜLEYMAN (702-767)-TEFSİR-İ KEBİR-Tercüme: M. Beşir Eryarsoy-İşaret Yayınları-1. Baskı İst-C:4-S:237) Allah'ın, Talak verilen (boşanan) kadınlar kendiliklerinden üç adet beklerler (el-Bakara, 2/ 228) ayeti nazil olunca bir adam Nebi'ye, ''Ay hali olmayan kadının iddeti nedir?" diye sordu. Ensar' dan olan Hallad da "YAŞ KÜÇÜKLÜĞÜNDEN dolayı ay hali olmayanın iddeti nedir, gebe kadının iddeti nedir?" diye sordu. Bunun üzerine Allah, hayızdan kesilmiş kadınlar hakkında şu buyruğu indirdi: Kadınlarınız arasından ay halinden ümit kesmiş yani ay hali görmeyecek yaşa gelmiş olanlar ile ay hali olmayanların iddetleri hakkında kuşku duyarsanız yani, iddetlerinin ne kadar olduğunu bilmeyecek olursanız bilin ki, onlara talak verilmesi (boşanması) halinde onların iddeti üç aydır. Aynı şekilde nikahlandıktan sonra boşanan ve YAŞLARI KÜÇÜK olduğu için hayız görmeyen kızların iddeti de üç aydır. 2-TABERİ (839-923)-CAMİU’L BEYAN (Çeviri: Hasan Karakaya-Kerim Aytekin-Hisar Yayınevi-C:8-S:331) Übeyy b. Ka'b'dan nakledilen bir görüşe göre ise buradaki şüphe, adetten kesilen kadının iddet hükmünün ne olacağı hakkındadır. Zira bu ayet gelmeden önce, AKIL BALİĞ OLMAYAN KÜÇÜK ÇOCUKLARIN, adetten kesilen kadınların ve hamile olan kadınların kimliklerinin neye göre hesaplanacağı bilinmemekte idi. Ayet-i kerime geldi ve adet görmeyen bu kadınların iddetlerinin aylarla hesap yapılacağını beyan etti ve bunun üç ay olduğunu bildirdi. Taberi de bu görüşü tercih etmiştir. 3-FAHRUDDİN ER-RÂZÎ (1149-1210)-TEFSİR-İ KEBÎR MEFÂTİHU’l- GAYB (Akçağ Yayınları, Çeviri: Prof. Dr. Suat Yıldırım, Prof. Dr. Lütfullah Cebeci, Prof. Dr. Sadık Kılıç C:21 S:540) Burada KÜÇÜK KADINLARIN İDDETİ diye bir başlık açılmış. “Bunların iddetleri üç aydır.” ayeti nazil olunca, birisi ayağa kalkarak, "Ey Allah’ın Resûlü, peki HAYIZ GÖRMEYECEK DERECEDE KÜÇÜK OLANLARIN iddeti ne kadardır?” deyince, “HENÜZ ADETİNİ GÖRMEMİŞ BULUNANLAR...” ayeti nazil oldu.. Ki bu, “Bunlar da, hayızdan kesilmiş yaşlı kadınlar gibi olup, iddetleri üç aydır..” demektir. 4-HAFIZ İBN-İ KESİR (1301-1373)-HADİSLERLE KUR’AN’I KERİM TEFSİRİ (Çağrı Yayınları-Çeviri Prof. Doktor. Bekir Karlığa-Prof. Doktor. Bedrettin Çetiner C:14 S:7943-7944) TALAK SURESİ 4. AYET: Kadınlarınızdan âdetten kesilmiş olanların iddeti; eğer şüphe ederseniz üç aydır. HENÜZ ÂDET GÖRMEMİŞ olanlar da böyle. Gebe kadınların süresi ise; doğum yapmalarıdır. Kim, Allah'tan korkarsa; O, işinde bir kolaylık hak eder. Allah Teâlâ, yaşlılık nedeniyle âdetten kesilmiş olan kadınların iddet müddetinin âdet gören kadınlarla ilgili olarak Bakara suresi 228. âyet de belirtildiği gibi üç temizlik üzerine üç ay olduğunu belirtiyor. HENÜZ ÂDET YAŞINA ERİŞMEMİŞ OLAN KÜÇÜK KIZLARINDA âdetten kesilmiş hanımlar gibi üç ay iddet bekleyeceklerini bildiriyor ve: «Kadınlarınızdan âdetten kesilmiş olanların iddeti; eğer şüphe ederseniz üç aydır.» buyuruyor. Bu ifade eğer onların iddetinin hükmü konusunda şüpheye düşer ve bilmezseniz üç aydır, anlamına gelir. Bu; Saîd îbn Cübeyr'den rivayet edilen görüştür. İbn Cerîr Taberı'nin de tercih ettiği görüş budur. Anlam bakımından da en açık olan görüş budur. İbn Cerîr bu görüşü destekler mâhiyette Ebu Küreyb ve Ebu Saîd kanalıyla İbn İdrîs'in... Amr İbn Sâlim'den rivayet ettiği şu hadîsi kaydeder: Übeyy İbn Kâ'b dedi ki: Ey Allah'ın Rasûlü, kadınlardan, ÇOCUKLAR, yaşlılar ve hamilelerin iddeti Allah'ın kitabında zikredilmedi. Bunun üzerine Allah: «Kadınlarınızdan âdetten kesilmiş olanların iddeti; eğer şüphe ederseniz üç aydır. HENÜZ ÂDET GÖRMEMİŞ OLANLAR da böyle. Gebe kadınların süresi ise; doğum yapmalarıdır.» buyurdu. İbn Ebu Hatim, bu rivayeti daha basit olarak şöyle kaydeder: Bize babam... Ömer İbn Sâlim'den nakletti ki; Übeyy Ibn Kâ'b şöyle demiş: Allah'ın rasûlüne; Bakara süresindeki kadınlarla ilgili âyet nazil olunca; Medîne'lilerden bazı kişiler, Kur'ân'da iddeti zikredilmemiş olan ÇOCUKLAR, âdetten kesilmiş olan yaşlı kadınlar ve hamilelerin durumu belirtilmeden kaldı dediler, dedim. Rasûlullah buyurdu ki: Bu gibi kadınlar için işte bu âyet nazil oldu: 5-SUYUTİ (1445-1505)-DURRUL MENSUR (Ocak Yayıncılık-Çeviri:Zekeriya Yıldız C:14-S:500-501-502) İshâk b. Râhûye, İbn Cerîr, İbnu’l-Münzir, İbn Ebî Hatim, Hâkim, İbn Merdûye ve Sünen’de Beyhakî'nin Ubey b. Ka'b'dan bildirdiğine göre Bakara Sûresi’nde kadınların iddeti hakkındaki âyet inince Kur’ân'da iddeti zikredilmemiş olan KÜÇÜK ÇOCUKLAR, âdetten kesilmiş olan yaşlı kadınlar ve hamilelerin durumu belirtilmeden kaldı." dediler. Bunun üzerine Allah: "Kadınlarınız içinden âdetten kesilmiş olanlarla, ÂDET GÖRMEYENLER hususunda tereddüt ederseniz, onların iddeti üç aydır. Hamile olanların iddeti ise, yüklerini bırakmalarıdır. " âyetini indirdi. İbn Ebî Şeybe ve İbn Merdûye'nin başka bir kanalla bildirdiğine göre Ubey b. Ka’b der ki: Kocası ölen ve boşanmış kadınların iddetinin ne kadar olduğunu bildiren âyet inince: "Ya Resûlallah! DAHA HENÜZ ÂDET GÖRMEYEN KÜÇÜKLER, âdetten kesilmişler ve hamile olanlar vardır" dedim. Bunun üzerine: "Kadınlarınız içinden âdetten kesilmiş olanlarla, ÂDET GÖRMEYENLER hususunda tereddüt ederseniz, onların iddeti üç aydır. Hamile olanların iddeti ise, yüklerini bırakmalarıdır. " âyeti indi. Sonuç olarak henüz adet görmemiş akıl baliğ olmayan çocuk evliliği bir çocuk tecavüzüdür. Konuyu hadislerle destekleyelim: 1- ‘’Âişe rivayete göre şöyle demiştir: Ben altı yaşında bir kız iken peygamber beni akid ve nikâh eylemişti. Üç sene sonra biz Medine’ye hicret ettik. Hâris b. Hazrec oğullarının menziline indik. Müteakiben ben, sıtmaya tutuldum. Bu cihetle saçım döküldü. Hastalıktan kurtulduktan sonra saçım gürleşti, uzayıp omuzlarıma döküldü. Bir kere ben, arkadaşlarımla beraber salıncakta oynarken, annem Ümmü Rûmân bana doğru geldi ve beni çağırdı. Ben de annemin yanına geldim. Beni ne edeceğini bilmiyordum. Annem elimi tuttu. Tâ evin kapısı önüne geldiğimizde orada beni durdurdu. Ben de yorgunluktan kaba kaba soluyordum. Nihayet soluğum biraz yatıştı. Sonra annem biraz su aldı. Onunla yüzümü, başımı sıvazladı. Sonra beni eve koydu. Evde Ensar’dan birtakım kadınlar hazır bulunuyordu. Bunlar bana, “Hayır ve bereket üzere geldin, hayırlı kısmet getirdin!” diye alkışladılar. Annem beni bu kadınlara teslim etti. Bunlar da benim kılığımı, kıyafetimi düzlediler ve Resûlullah’a teslim ettiler. Beni hiçbir şey sıkmadı. Ancak Resûlullah’ı habersiz görünce sıkıldım. Resûlullah bir sedir üzerine oturmuştu. Yanında Ensar erkeklerinden, kadınlarından oturanlar vardı. Beni Resûlullah yanına oturttu. Ensar kadınları beni Resûlullah’a takdim ettiklerinde ben dokuz yaşında bir kızdım. (Kaynak: Buhârî-Menâkıbü’l-ensâr-44; Tecrid-i Sarih-Hadis No:1553-C:7-S:354) 2- TDV İSLAM ANSİKLOPEDİSİNDE Ayşe’nin yaşının küçük olduğu belirtilmektedir. Bi‘setin 4. yılında (614) Mekke’de doğdu. Onun daha önce doğduğunu ve dolayısıyla Peygamber ile evlendiğinde on dört ile on sekiz yaşlarında olduğunu ileri süren bazı çağdaş araştırmacıların (bk. Süleyman Nedvî, V, 12-25; Akkād, S:39, 59-60) dayandıkları rivayetler sağlam değildir. İbn İshak, Ebû Bekir’in daveti ile Müslüman olanları sıralarken Âişe’nin de adını verir ve o sıralarda yaşının küçük olduğunu zikreder. Âişe’nin, “Ben ebeveynimi bildim bileli onları Müslüman buldum” (Buhârî, “Kefâlet”, 4) ifadesinden kendisinin bi‘set-i nebeviyyeden sonra doğduğu anlaşılmaktadır.(ÂİŞE-TDV İslâm Ansiklopedisi (islamansiklopedisi.org.tr) 3-Diyanet İşleri Başkanlığı hazırlamış olduğu ‘’İSLAM VE TOPLUM’’ alt başlıklı ‘’İLMİHAL -2’’ (İslam dininin belli başlı ilkelerini, kurallarını öğreten kitap) kitabının 211. sayfasında, kızlar için evlenme yaşı alt sınırı 9, erkekler için alt yaş sınırı 12 olarak belirlenmiştir. 4-Çocuk cariyelerle ilgili hadisler. Yahya b. Ebi Kesir’in bildirdiğine göre İkrime, küçük yaşta olan bu işten daha küçük (baliğ olmamış) cariye satın alan adam hakkında: ‘’İstibrada bulunmadan (iddet beklemeden) önce onunla ilişkiye girmesinde bir sakınca yoktur’’ dedi. (Kaynak: İbn Ebi şeybe-Musannef-16918) Hammad b. Seleme’nin bildirdiğine göre İyas b. Muaviye, kendisiyle ilişki kurulamayacak kadar (dolayısıyla hamile kalma riski olmayan) küçük yaştaki bir cariye satın alan adam hakkında ‘’İstibrada bulunmadan (iddet beklemeden) kendisiyle ilişkiye girmesinde bir sakınca yoktur’’ dedi. (Kaynak: İbn Ebi şeybe-Musannef-16919)
Hem ümmet olarak kalmak, hem de çağdaşlaşmak hiçbir yerde gerçekleşmemiştir ki, Türkiye’de gerçekleşsin. Elbette uluslaşacaktık, uluslaştık, uluslaşıyoruz. Bu Mustafa Kemal demektir. Ama hepsi değil. Türk ulusu, ulusluğunu saldırgan emperyalist sisteme karşı savaşarak elde etmiştir.
Yanılgının Kökeni·Kitabı okudu
Ulusun/ulus-devletin ne olduğunu ve ulusçuluğun insanımızın zihnini ne kadar körelttiğini, daralttığını, modern dünyanın problemlerine cevap veremediğini fark etmiş olsaydık ulusallaşmaya veya müslümanı körelten bir ideoloji olan ulusçuluğa o kadar önem atfetmezdik. Emperyalizme karşı mücadelenin ve bağımsızlığın ölçütü ulusallaşmak değildir zira ulusçuluk ümmet coğrafyasını 52 parçaya ayıran, ümmet bilincini körelten ve bizi biz olmaktan uzaklaştıran batı tandaslı kof bir ideolojidir. 100 yıllık acı tecrübe ne uluslaşma ile çağdaşlaştığımızı nede tam anlamıyla bağımsız olduğumuzu bize gösterdi. Kalın sağlıcakla