Rabbim nasip etti, herkesin "çağrılırsan gidersin" dediği o kutlu yerleri gördüm, ziyaret ettim, hissettim. Evet, umre için Mekke ve Medine'ye gittim. Ruhen dönebilmiş değilim, kalbimdeki bu hâle de aşina değilim. Alabildiğine mutlu, bir o kadar hüzünlü, neler yaşadığımı idrak edemeyecek kadar şaşkın oluyorum bazen. Bu nevi duygular arasında, duygular "arasat"ında kalmış gibiyim. Tek bildiğim ise, böylesine tesirli bir vuslat anının çekilen hasrete değer olduğu.
Güzel niyetler, güzel neticeleri ortaya çıkarıyor. Olan, olmakta olan, olacak olan her şeye hesapsız şükür. Sınırlı dimağlarda yapılan tefekkür ise şükre vesile olsun. Heybemiz bir tutam tebessüm, hatırı sayılır teveccüh, daim teşekkür ve kalbî tefekkürle dolsun. Ve's-Selâm.
Kimse kimsenin dilini bilmiyor lakin Herkes kendi diliyle ve mütebessüm çehresiyle bir şeyler anlatıyordu. Ortak paydada buluştuk nihayet " Allahümme salli ala seyyidina Muhammed" diyerek.
Gözler başka güldü bu defa, ellerimiz kalbimize gitti. Tanıdık bir duygu birleştirdi bizi.
O'nunﷻ evinde habibini ﷺ anmanın mutluluğu...
Muhabbette yakınlık ve uzaklık yoktur. Kişi kimi severse onunla haşrolur. Kimde aşkın nişanı vardır, sonunda onu maşukuna kavuşturur. Hemen Cenab-ı Mevla kalbimizde Resulullah aşkını galip edip, ölümden önce müşahedesiyle ölümden sonra vuslat-ı civarıyla şereflendirsin. Amin...