Kanada da tarih profesörlüğü yapan ve dönmelik yani sabataycilar konusunda da yetkin bir isim olan Cengiz şişman, suskunluğun yükü diye bir kitap yazar.
Kitabı doğan kitap basar ve sunuşunu Kemalistlerin yere göğe sığdıramadığı İlber Ortaylı yapar.
Kitapta son derece çarpıcı ifadeler vardır.
Mustafa Kemal'in, dönme kökenli olduğunun çok erken tarihlerde kendisi hayatta iken çıktığını delilleriyle ispat eder. Yalnız
Dönmelerin kabul edildiği okulda okuması, Dönme Nuri Conker ile arkadaşlığı , Latife Hanım'ın sabatay olabileceği ve kendisinin uşağınin aktardığına göre, özel bir akşam sofrasında, bu konu hakkında sadece Napolyonun İtalyan olduğunu örnek göstermesi gibi argümanlar kullanır.
Lakin oda adını net bir şekilde koyamaz. Hepsine iddia der geçer.
Elbette bugün günümüzde Mustafa Kemal hakkında o bir sabataydı denemez. Birincisi kanunen suç " zira şahsen uğraşıyorum "
İkincisi ise, Türkiye'de maalesef hâlâ yakın tarih hakkında açılmayan veya açılamayan milyonlarca evrak vardır.
Murat Bardakçı, şah baba adlı eserini kaleme alırken ön sözünde Vahdettin han hakkında doğru düzgün evrakın olmadığını, elde olanların tebrik ve iyi niyet mesajları olduğundan dem vurur. Siyasi doğru düzgün evrakın olmadığını anlatır.
Bardakçı eserini 1998 de kaleme almıştır.
2017 de ise aynı dertten muzdarip bir başka tarihçi çıkar karşımıza, Ali satan, oda Hilafetin kaldırılması kitabının ön sözünde, ne istihbarat, ne dış işleri, ne iç işleri vs vs tüm devlet arşivlerinde Halifeliğin kaldırılışı ile ilgili doğru düzgün evrakın olmadığını söyler.
Sonuç olarak Türkiye'de hala bazı güçler yakın tarih konusunda bu Milletin hakikati öğrenmesinden rahatsız olduğu ortaya çıkar.
Üstüne hukukî sorumluluklar da eklenince kimse Mustafa Kemal'e, net bir şekilde sabatay diyemez.
Bir kişi iki defa o