Muhammet Aslan profil resmi
Sosyoloji
58 okur puanı
11 Tem 2018 tarihinde katıldı.
  • 232 syf.
    ·2 günde·Puan vermedi
  • Eylemlerdeki ortayı bilmek, o eylemi çevreleyen durumlar mukayese edildiği ve değerlendirildiği zaman mümkündür.Nasıl bir doktor sağlığa iyi gelecek mütedil miktara karar verirken öncelikle iyileştirmek istediği kişinin bedeninin mizacını, zamanı, insanın mesleğini ve tıbbî müdahalesini yönlendirecek diğer şeylerin bilgisini değerlendiriyorsa, sağlığa iyi gelecek şeyin miktarını bedenin mizacının dayanabileceği ve zamana, ilaca uygun şekilde takdir ediyorsa, biz de eylemlerde orta olanın miktarını takdir etmek istediğimizde, öncelikle eylemin zamanını, eylemin vuku bulacağı mekanı, failini,kime karşı eyleneceğini, nerede, neyle ve ne için ne eyleneceğini değerlendirir, eylemi bunlardan her birine göre takdir ederek eyleriz.

    Böylelikle orta olan eyleme isabet ettirmiş oluruz. Eylem, bütün bunların hepsi değerlendirilirse orta olur, bütün bunlar değerlendirilmediğinde daha fazla veya daha eksiktir. Bu şeylerin çokluk, azlık bakmundan ölçüleri daima aynı şekilde olmadığı için, orta eylemlerin ölçüsü de her zaman aynı şekilde olmayacaktır.

    Fârâbi
  • Geçmişi aşmanın çaresi onunla bağlantıyı yitirmemektir. Tam tersine geçmişin üstüne çıktığımızda onun ayaklarımızın altında olduğunu iyice duymalıyız.
  • Yaşam ile kültür, eylem yapmak ile tefekküre dalmak arasındaki gerçek ilişkiyi böylece tersine çevirmek, son yüz yılda -dolayısıyla bundan çok az bir süre öncesine değin fıkir, kitap ve sanat yapıtlarında tam bir üretim fazlalığına yol açtı, gerçek bir kültür enflasyonu yaşandı. Şakacıktan -"izm"lere hiç güvenim yok çünkü“kültür kapitalizmi" diye adlandırabileceğimiz, Bizantinizm'in modern görünümü olan bir şeyin içine düştük. Tüketime hizmet etmek, günümüz insanının gereksindiği ve özümseyebileceği gerekli fıkirleri sunmak yerine, üretmiş olmak için ürettik. Ve, kapitalizmde hep olduğu üzere, pazar doydu, bunalım başladı.
  • İnsanların bir konuda söyleyecek açık seçik hiçbir şeyleri olmayınca, susacak yerde tam tersini yapma huyları vardır: sözü ayyuka çıkarırlar, yani bağırırlar. Ve bağırtı, saldırının, savaşın, kıyımın sesli eşiğidir. Dove si grita non e vera scienza, yani bağırılan yerde gerçek bilim olmaz, diyordu Leonardo*.

    İşte toplumbilimin beceriksizliği, kafaları karmakarışık fikirlerle doldurarak, nasıl çağımızın illetlerinden biri haline geldiği burada görülüyor. Gerçekten de, toplumbilim, çağın düzeyini tutturamıyor; bu nedenle, bulunduğu yüksek düzeyde tutunamayan çağ da tepetakla olup gidiyor işte.
  • Daima ilmin yüceliğini, devamlılığını ve duruluğunu düşünmeli, dünyaya gereğinden fazla değer vermemeli, onun geçiciliğini ve sıkıntılarını hatırlamalıdır.Arkadaşlarını, işlediği kusurlar sebebiyle kendisini uyaranlardan seçmelidir. Kişi düşmanlarının kendisi hakkındaki sözlerini araştırmak ki böylece onlardan kusurlarını öğrenir ve o kusurlu davranışları terk eder. Veya başkalarının ayıp kabul ettiği davranışları inceler ve bu şekilde onlardan kaçınmaya çalışır. Nefsinde tembelliğe yönelme gördüğünde onu (nefse) ağır gelen zâhidâne fiillerle terbiye etmeye çalışmalıdır.

    Nefsine ahlâkî bir hastalık bulaşan kişi (o hastalığa sebep olan reziletin) karşısındaki erdemle bunu tedavi etmelidir. (Eğer bu fayda vermezse gizli ve açıkta kınanma gibi şeylerle) sert davranarak tedavi etmeye çalışmalı, sonra (bu da fayda vermezse hastalığına sebep olan reziletin) karşısındaki rezileti uygulayarak tedavi etmelidir ki böylece (kendini) korur ve (kurtulmaya çalıştığı rezilet) tarafına geçmez. (Şayet hastalık bunlarla da tedavi olmuyorsa) daha sıkı ibadetlere yönelmelidir.

    Adudüddin el-Îcî
  • Güzel Ahlâk Ancak Nefsin Arındırılmasıyla Elde Edilir

    Daha önce de belirtildiği gibi, nefsin arıtılması, insandaki üç doğal kuvvetin ıslâhıyla gerçekleşir. Sözgelişi fikrin ıslâhı, itikadda hak ile bâtılın, sözde doğru ile yalanın, fiilde çirkin ile güzelin, iyi ile kötünün arasını ayırdedecek kadar bilgi öğrenmek ve eğitim görmekle olur. '

    Şehvetin ıslahı, gücü yettiğince cömertlik hasletini kazanacak ve övgüye değer ahlâkî faziletler arasında bir denge kuracak kadar iffet sahibi olmakla mümkündür.

    Hamiyet, hilm sıfatım elde edinceye dek yumuşatılmasıyla ıslâh edilir. Bu da nefsi öfke girdabına düşmekten kurtarıp şecaatin kazanılması, nefsin korkudan ve yerilen hırslardan uzaklaştırılması sonucunda tahakkuk eder. Bu üç kuvvetin ıslahıyla nefste adalet ve ihsan hâsıl olur. Bu iyi hasletlerin tamamı, ahlâkî ilkeler (mekârim-i şeriat) mekârim-i şeriat (ahlâkî ilkeler) dediğimiz ilkelerin tümüdür.

    Ragıb el-lsfahânî,
  • Çocukta, kendisinde aklın varlığına işaret edip görülmesi gereken ilk şey utanmadır. [Utanma] , [çocuğun] kötüyü hissettiğini gösterir. Hissetmekle beraber ondan sakınır, uzak durur, kendisinden veya kendisinde [kötülük] zuhür etmesinden korkar. Çocuğa bakıldığında, onun yüzsüzlük yapmadan, gözünü sana dikerek bakmadan yere bakarak utandığı görülür. Bu, onun asaletinin ilk delilidir, onun nefsinin iyi ve kötüyü hissettiğinin göstergesidir. Onun utanması, kendisinden bir kötülüğün zuhür etmesinden korkarak nefsin kendini sınırlamasıdır.

    İşte bu, ayırt etme ve akıl ile iyinin tercih edilmesi ve kötüden uzak durulmasmdan başka bir şey değildir. Ve işte bu nefs, te’dîbe hazırdır ve itina göstermeye uygundur, ihmal etmemek, yakınlık ve karıştırma ile onu bozan karşıtlarıyla bırakmamak gerekir. Erdemi kabule hazır olmak bakımından durum bu ise, çocuğun nefsi, henüz bir süret işlenmemiş şekilde saftır. Kendisine ait bir görüşü, onu bir şeyden başka bir şeye meylettiren bir kararı yoktur. Bir süret nakş olunduğunda ve onu kabul ettiğinde, buna uygun olarak yetişir ve onlara alışır.

    İbn Miskeveyh
  • Gazabi nefse gelince, onu kontrol edip boyun eğdirmenin yolu, insanın saldırgan kişileri anlamaya çalışmasından geçer. Zira onlar hiddetli ve panik oldukları anlarında öfkenin kendilerine çabuk sirayet ettiği kimselerdir. Ayrıca insan bu kişilerin, hasımlarına karşı yaptıkları küstahlıkları ve kendi hizmetçi ve kölelerine karşı uyguladıkları yaptırımları da göz önünde bulundurmalıdır. Çünkü insan bu kişilerde, seçkin veya sıradan olsun, herkesin tiksindiği çirkin şeyleri müşahede edecektir. Dahası öfkeli anlarında, hizmetçi ve kölesinin suçlu olduğu zamanlarda, eşinin dostunun kusurları olduğunda, bütün söz ve davranışlarında bu saldırgan kişilerde gördüğü çirkin şeyleri hatırlayacaktır. İşte bu şekilde saldırganların çirkin davranışlarını hatırladığımda bununla öfkesinin şiddeti azalacak ve karşısındakilere saldırıp, sövüp sayma niyeti ortadan kalkacaktır. Zira insan bundan tam anlamıyla kaçınamasa bile onu azaltır ve çirkinliğinin son noktasına vardırmamış olur. (.)

    Gazabî nefsine boyun eğdirmek isteyen bir kimsenin silah taşımaktan, savaş alanlarında, kötülüklerin olduğu meclislerde ve fitne yerlerinde bulunmaktan, saldırgan kimselerle ilişki kurmaktan ve savaşan kişiler arasına karışmaktan kaçınması gerekir. Çünkü bu tür yerler kalbe katılık ve soğukluk verir, insanın merhamet ve bağışlayıcılığını yok eder. Böylece insanın gazabî nefsi katılaşır. Bu nedenle eğer insan gazabî nefse boyun eğdirmek ve onu teskin etmek istiyorsa ilim ehlinin, ağır başlı, olgun ve fazilet sahibi liderlerin ve az öfkelenen fakat oldukça yumuşak huylu ve ağır başlı olan kişilerin meclislerinde bulunması gerekir.

    Ayrıca bu kişinin sarhoşluk verici içkiden sakınması gerekir. Çünkü sarhoşluk, şehvanî nefsten daha çok gazabi nefsi tahrik eder. Bu nedenle kişi, oturup kalktığı kimselerle kolayca kavga etmeye ve onlara hakaret etmeye kalkışır. Onları küçümser ve onurlarını kırar. ( )

    Yahyâ b.Adi
  • Mutlak surette dış ve görünüş güzelliği âzâlardan yalnız birinin güzel olması ile tamamlanmadığı gibi -mesela yalnız göz, kaş güzel fakat burun, ağız ve yanaklar güzel olmazsa insan güzel olmadığı ve güzel demek için bütün âzâların hepsinin güzel olması gerektiği gibi-bâtında da dört köşe vardır. Güzel denmek için bunların hepsinin güzel olması şarttır. Şu dört rükün tenâsüb ve itidalde olur ve hepsi güzel olursa, o zaman ahlâk meydana gelir. Bu dört rükün de ilim, gazap, şehvet kuvvetleri ile bu üç kuvvet arasında itidali koruma kuvvetidir:

    İlim Kuvveti: Bunun güzelliği, iyiliği, sözlerde doğruyu ve yalanı, inançlarda hak ile batılı, işlerde güzel ile çirkini kolaylıkla ayırt edebilecek bir hâl almasıdır. İlim sayesinde bu kuvvetlerin elde edilmesinden meydana gelen neticeye de hikmet denir. Nitekim hikmet hakkında Allâhu Teâlâ: “Kendisine hikmet verilen kimseye büyük ve çok hayırlar verilmiştir” diye buyurmuştur.

    Gazap Kuvveti: Bunun güzelliği, azalıp çoğalmasının hikmete uygun olmasındadır.

    Şehvet Kuvveti: Bu da aynıdır. Bunun da güzellik ve salâhı, hikmetin yani akıl ve şeriatın işaret ettiği gibi olmasındadır.

    İtidal Kuvveti: Bu da şehvet ve gazabı, akıl ve şeriatın işaretinin altında zaptetmektir. Akıl, öğüt veren bir müsteşar gibidir. Adil de aldın işaret ettiği şeyi tasdik edip verdiği emri yerine getiren kuvvettir. Gazap da aklın işareti kendisine nüfuz eden bir kuvvettir. Gazap, av köpeğine benzer; o terbiyeye muhtaçtır ki durması ve hareketi verilen işarete uygun olsun da şehvetinin peşinden koşmasın. Şehvet de av peşinde bindiğin ata benzer. Bazısı terbiyeli olur ve istediğin gibi hareket eder, bazısı da başı sert olur, alabildiğine gider.

    Şu dört haslet kimde toplanır ve mütedil olursa, bu adam mutlak surette güzel huyludur.Fakat yalnız bir kısmı kendisinden bulunan kimse,bulunan hasletleri bakımından ancak güzel ahlaklı sayılır.

    Gazzâlî, İhyâu ulümi’d-dîn
Sosyoloji
58 okur puanı
11 Tem 2018 tarihinde katıldı.

Şu anda okudukları 2 kitap

  • Fransa'daki Devrim Üzerine Düşünceler
  • İnsan ve ''Herkes''

Okuduğu kitaplar 298 kitap

  • İtikadda Orta Yol
  • Cevahir-i Mültekata Keşfedilen Cevherler
  • Doğu ve Batı’nın Ötesinde Asya ve Avrupa
  • İfadelerin Gramatik Ayırımı
  • Borçlandırılmış İnsanın İmali
  • Asya'nın Kandilleri
  • Yılların İzi
  • Silik Fotoğraflar
  • Yaşadığımız Günler
  • Zihniyet ve Din İslam , Tasavvuf ve Çözülme Devri İktisat Ahlakı

Okuyacağı kitaplar 117 kitap

  • Floransa ve Bağdat
  • Zamanın Kokusu
  • Transhümanizm
  • Modern ve Postmodern Feminizm
  • Sözün Düşüşü
  • Popüler Kültürü Anlamak
  • Seküler Çağ
  • Theodor Adorno-Kültür Endüstrisinin Kıskacında Kültür
  • Medeniyet Meselesi
  • Ütopya ve Modern Dünya

Kütüphanesindekiler 260 kitap

  • Zamanın Kokusu
  • Büyük Rahatsızlık
  • Theodor Adorno-Kültür Endüstrisinin Kıskacında Kültür
  • Tarihçe-i Hayat
  • İman ve Küfür Muvazeneleri
  • Barla Lahikası
  • İşaratü-l İ'caz
  • Medeniyet Meselesi
  • Tasavvufun Oluşumu
  • Ütopya ve Modern Dünya

Beğendiği kitaplar 1 kitap

  • Mufassal Medeni Ahlak