Bütün hastalıklı renkleriyle sonbahar geziniyor sokaklarda.
Solgun, sarı, kirli.
Vebalı bir kadının çıplak bedeni kadar çirkin,
Ruhsuz insanlar eşlik ediyor.
Dünya salyalı ağzıyla bir şarkı tutmuş.
Dönüyor.
Döndükçe daha sarhoş.
Yeşil ve sarı bir hindiba taşların arasından çıkmış.
Bir köpek kokluyor, bin insan eziyordu.
Bin insan binlerce adımda çürüyor.
Toprak, çürümüşlüğün acımtırak kokusunu taşıyor rüzgarla.
Güzelliğe küfür vardı sokaklarda.
Çirkinliğe övgü.
Sonbahar insan kokuyordu.
İnsanın sonbahar yanıydı bu koku; rutubetli, ağır ve ölgün.
Ve binlerce ölüm dokunuyordu,
İnsanların gözlerinden akan boş düşüncelere.