Muhammed Cavit

Muhammed Cavit
@Mumd
Gönül Hûn Oldu Şevkinden Gönül hûn oldu şevkinden boyandım yâ Rasûlallah Nasıl bilmem bu nîrâne dayandım yâ Rasûlallah. Ezel Bezmi’nde dinmez bir figândım yâ Rasûlallah Cemâlinle ferahnâk et ki yandım yâ Rasûlallâh.Yanan kalbe devâsın sen, bulunmaz bir şifâsın sen Muazzam bir sehâsın sen, dilersen rû-nümâsın sen Habîb-i Kibriyâ’sın sen, Muhammed Mustafâ’sın sen Cemâlinle ferahnâk et ki yandım yâ Rasûlallah.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Sık sık dünyayı kalbimizi kırdığı için suçlarız, karşılaştığımız hayal kırıklıkları, ihanetler ve kayıplar için. Ama gerçekte, dünya bize asla kalıcı mutluluk vaat etmemişti - asla kaderinde yoktu. Hissettiğimiz acı, kalbimizi geçici şeylerin eline bırakıp, sadece Allah'ın verebileceği huzuru vermelerini beklemekten kaynaklanıyor. Kendimizi insanlara, mal mülklere, hırslara çok derinden bağladığımızda, kendimizi kalp kırıklığı için hazırlıyoruz çünkü bu dünyada her şey geçicidir. Allah bize şöyle hatırlattı: "Onlardan bir kısmına, kendilerini sınadığımız dünya hayatının süsüne gözlerini dikme. Rabbinin rızkı daha hayırlı ve daha süreklidir. " (Kur'an 20:131). Gerçek huzur, gerçek sevgi ve gerçek güvenlik ancak kalplerimizi Allah'a emanet ettiğimizde bulunur. Bizi asla hayal kırıklığına uğratmayacak, asla terk etmeyecek ve bizi sevmekten asla vazgeçmeyecek tek kişidir. Kalbin kırıldıysa bil ki bu son değil-yeniden yönlendirmedir. Belki de Allah sizi kendisine geri çağırıyor ve bu dünyanın sizin için hiçbir zaman uygun olmadığını size hatırlatıyordur. Kaybettiğimiz insanlar ve kaybettiklerimiz asla bizim değildi; sadece geçici hediyelerdi, bu hayatın sınavının bir parçası. Ama Allah kalıyor. Sevgisi daimi, merhameti sonsuz ve sözleri gerçektir. O yüzden dünyaya gönül verip de itina ile idare etmesini bekleme. Bunun yerine onu yaratanın ellerine bırak. Bunu yaptığınızda hiç solmayan bir aşk, hiç bozulmayan bir huzur ve hiç bitmeyen bir umut göreceksiniz.
İnsan her şeyi anlatmaz. Zaten kelimelerde her şeyi anlatmaya yetmez." İnsan, anlatamadıklarında saklıdır. Sözcüklere dökülemeyen her his, kendi içinde bir derinlik taşır. Çünkü bazı duygular, ne kadar çabalarsak çabalayalım, kelimelere sığmaz. bu sözü, bize şunu hatırlatır: İnsanların suskunluklarına da kulak vermek gerekir. Her suskunluk bir hikâye taşır; her anlatılmayan, bir iz bırakır. Bu yüzden anlamak, sadece duyduklarımızı değil, duyulmayanları da fark etmekten geçer. Çünkü İnsanın en temel arayışı, anlaşılmak ve anlamaktır. İşte bu yüzden, bir bakış, bir gülümseme, bir sessizlik bile bazen binlerce kelimenin anlatamadığını ifade edebilir. İnsanın özü, anlatamadıklarında ve sessiz bıraktıklarında gizlidir; orada, kelimelerin ötesinde, gerçek duygular ve hikayeler yaşar.
Salahaddin, diğer adıyla Salah-Din Yusuf ibn Eyyub, bilgeliği askeri fetihlerinin ötesine uzanan ünlü bir liderdi. 1137 yılında Tikrit'te doğan Selahaddin, derin siyasi bölünme döneminde parçalanmış Müslüman topraklarını birleştirmede dikkat çekici bir öngörü gösterdi. Selahaddin'in bilgeliğinin bir göstergesi, düşmanlarına bile karşı derin şefkat ve saygı duyusuydu. Üçüncü Haçlı Seferi sırasında rakibi Aslan Yürekli Kral Richard'a tıbbi yardım sağlayarak olağanüstü bir alicenlik gösterdi. Centilmenliği ve İslami merhamet ve cömertlik ilkelerine bağlılığı, dini ve kültürel bölünmelerde ona saygı kazandırdı. Selahaddin'in felsefi bakışı da tevazuyu vurguladı; muazzam zaferlerine rağmen servetini kamu refahına ve dini bağışlara adadı. Bilge ve adil bir hükümdar olarak mirası, pragmatizmi ahlaki bütünlükle harmanlayan, tarihçiler ve liderler arasında hayranlık uyandıran bir liderlik modeli olarak devam ediyor.
Ey nefsim sen bir yolcusun hatırla ayakların ağrıdığında şaşırma