Muhammed Cavit

Muhammed Cavit
@Mumd
25 okur puanı
Ekim 2023 tarihinde katıldı
Çünkü insan, kalbini unuttuğunda merhameti de unutur… Merhametsizlik, sadece başkasına zarar vermek değil; kalbini susturmak, vicdanını görmezden gelmektir. Günümüz insanı, ekranlara bakarken gözyaşlarını kuruttu. Acıya alıştı, yoksulluğu normalleştirdi, kalbinin en ince tellerini susturdu. Çünkü çok duydular ama az dinlediler… Çok gördüler ama az hissettiler… İnsan, ne zaman kendi çıkarını her şeyin önüne koydu, işte o zaman başkasının canı umurunda olmamaya başladı. Oysa Allah’a yaklaşan bir kalp, merhametten uzaklaşamazdı. İmam Gazâlî der ki: “Merhamet, Allah’ın kullarındaki bir cilvesidir. Kalbi diri olan merhamet eder, kalbi ölü olan ise sertleşir.” İnsan merhametsizleşti çünkü kalbini nefsiyle takas etti. Ama hâlâ umut var. Çünkü kalp taş olsa da, Rabbin rahmeti taşa su yürütendir. Ve unutma: Kalbi Allah’a yakın olan, kuluna asla merhametsiz olmaz.
Reklam
İnsan… Unutma. Gözlerini kapadığında değil, Kalbini susturduğunda karanlık başlar. Bu dünya süslenmiş bir misafirhane… Ama hiçbir misafir, sonsuza dek kalmaz burada. Sadakat… Sadece bir dosta değil, Rabbine verdiğin sözdür aslında. Karanlıkta bile dürüst kalabilmek, Kimse görmüyorken secdeye kapanmaktır. Sadakat, kalabalıkta değil, yalnızken belli olur. Mezarlıklar… Suskun birer öğretmen gibi. Her taş, "bensiz bir dünya kurdunuz ama yine bana döndünüz" der gibi. Bir zamanlar kahkahalarıyla sarsılan insanlar, Şimdi toprakla örtülü, Ve dünya gülüşlerini çoktan unuttu. İnsan… Kalbin hâlâ titriyorsa, Ruhun kirlenmemiştir. Geceleri sessizce ağlıyorsan, İman kalbinde hâlâ canlıdır. Bu çağda edepli kalmak bir savaş, Sadık olmak ise şehadet gibidir. Unutma,
Kanadı kırılmış bir kuş… Uçmak ister ama rüzgâr onu anlamaz. Göğe bakar ama gök, sessizce bakar ona. Ne çığlığı duyan olur, ne gözyaşını gören. Sadece içten içe dua eder: “Ya Rabbil Alemin… Merhametinle sar bu kırıklığı.” Ve bu kuş, sadece bir hayvan değil… Bazen sensin, bazen benim. Kalbimiz kırılmış, umutlarımız savrulmuş… Ama yine de susarız. Çünkü biliriz, herkes anlamaz. İnsanlar çoğu zaman bakar ama görmez. Sen ağlarsın, onlar güler. Sen dağ gibi bir acıyı sırtlanırsın, Onlarsa bir yaprağın bile kımıldadığını fark etmez. Ama bir kedi, bir kuşun yumurtasını kurtarır. Bir hayvan, başka bir canlının acısına duyarsız kalmaz. Ve biz sorarız içimizde: İnsan, nasıl oldu da bu kadar hissizleşti? Senin kanadın kırıldığında, bir tebessüm bekledin belki. Bir omuz, bir söz, bir dua… Ama suskunlukla karşılaştın. Yalnızlık, kalabalıklar içinde seni sardı. İşte o an, işte tam da o an, Gök kapılarına yönelir fısıltın: “Ya Rabbil Alemin… Bu kuş gibi ben de uçmak istiyorum. Ama kırığım. Hem içten, hem dıştan. Merhametinle bana da dokun. Senin rahmetin olmasa, Bu kalp nasıl iyileşsin?”
Kendisi sınırlı olan dünyada sınırsız ne olabilir ki? Dünyanın sonlu ve sınırlı olduğunu bildiği hâlde sınırsızlık vaadine ne de çabuk kanıyor insan
Hakikat iki kişiye muhtaçtır. Biri onu dillendiren, diğeri onu anlayan.
Reklam