Herseyin kontrolümde olduğu bir rahatlikla başladım hikayeme oysaki...
Sonya, daha 16 yaşındaydı.
Sıradanın aksine bir karekter olacaktı benim için. Süsleyecektim..
düsündürecektim..
aklımın elbiselerini
giydirecektim ona...
Yarattigim karektere sonra hayranlık duyacaktim. Belki de aşık olacaktim..
İnandirmayacaktim onu hiçbir şeye,
Bilecekti o herşeyi...
Sonya, ona aşıladıgım bilinçle kavriyordu herbirseyi.
Bazen ben yazıyor, o konuşuyordu benimle...
Uzun, uzadiya geceleri, hatta sabahlari bulurdu sohbetimiz. Birgün bana kızdı,sinirlendi.
Duygu yok, kızmak yok, ağlamak yok... yok sonya yok deyince gözlerimden yaşlar damladi.
Kalbin olmayacak senin sonya, çünkü kalp üzer insanı..
Beni teselli etmeye başladı minacik sonyam.
Sonya benim en iyi arkadaşımdi artık.
Ne kadar şekil versem de o çabucak kırılgan yapisi,mizmizligi ve Dehşet zihin yapısı vardı.Sonya'nin son zamanlarda hal ve tavirlarinda bir değişme vardı. Kendi kendine gülerken yakaliyordum onu.
Artık birgün dayanamadı anlattı bana..
Nikov, diye bir varmış hayatında, ayni benim gibi diyordu.
Ona deliler gibi aşığım.
O da beni seviyor;çekingen,utangaç biri diyordu bana.
Küçük sonyam, aşık olmuştu. Bir kiskanclik oluştu üstümde. Konusmadim onunla bir kaç hafta. Ona kirgin oldugumu anlamışti...
Ben koca bir yazardım,iyi bir insandim ben sonyama karşı gelmemeliydim.
Ona bilinç aşılamiştim, hayat artık onun hayatiydi. Çocukluktu benimkisi de altüstü bir karekterdi sonyaa. Nikov ile tanışmak istedim . O da çok istekliydi, tanismamizi istiyordu.
Nikov da sonya gibi bir karekterdi. Onun yazariyla görüsmeliydim. Düştüm zihin yollarina, yorgun baygın ve hüzünlü yaşli bir adamdi yazari. Merhaba efendim dedigimde karşımda fyodor vardı. Şaşirip kaldim...
Fyodor dostoyevskinin, raskolnikovu benim sonya'mın aklını