Kendimi ait hissedemiyorum hiçbir yere ve hiçbir kalbe... Kalbimin kelebekleri tek tek can vermiş gibi. 26 yıllık ömrüm 100 yıllık hasret biriktirmiş gibi... Önceden büyümek için can atıyordum, şimdi ise korkutuyor beni büyümek. Eksik kalmış bir hayat, hep geç kalınmış bir hayat yaşamışım gibi... Günlerim 24 saat değil de 48 saat olsa bile kapatamam eksiklerimi. Ne Allah'a layık bir kul olabildim ne de hayalimdeki gibi bir insan. Umudunu kaybetmemeli insan biliyorum, biliyorum ama artık hevesim de kalmadı yaşamaya. Önceden gözlerimin içi parlıyordu, şimdi ise gözlerim hep nemli... Takatim yok bir yetimin başını okşamaya, takatim yok yaralı bir kalbi onarmaya, takatim yok ruhumdaki yaraları sardırmaya...Bu sayfalara çok kez içimi döktüm ama bu sefer bir başka, bu sefer epey yorgun ve ümitsizim. Dua edin kardeşlerim, dua edelim birbirimize. Gelecek yeni yaşımda ruhum güzelliklerle dirilsin, hayalimden daha hayırlı ve güzelini yaşamam için dua edin edelim..
Ve sabahları kimse sizi uyandırmadığında, geceleri kimse sizi beklemediğinde ve ne dilerseniz yapabildiğinizde, buna ne dersiniz, özgürlük mü, yoksa yalnızlık mı?
Dün annemin "Ben senden razıyım..." kelimelerini duymuş ve gözlerimden yaşlar akmıştı.
Bugün hüzünle yattığım yataktan, hüzünle uyandım.
Umudumu kaybediyorum sanırım. Üzerimdeki yüklerin ağırlığı ile eziliyorum :"(
Hayat niye bukadar zor. İnsanın her çaldığı kapı yüzüne mi kapanır. Kapıların bittiğini düşünüyorum artık. Umutlarımın tükendiğini.
Sonra sosyal medyaya giriyorum önüme
“Muhakkak ki her zorlukla beraber bir kolaylık vardır”
İnşirâh/5
Ayeti çıkıyor. Çıkıyor çıkmasına ama kolaylıkları ne zaman göreceğiz Allah'ım.
Bilmiyorum içimi bir umutsuzluk kapladı. İçim daralıyor.
Biliyorum bizim Allahımız var. Umut Allahtan. Önemli olan imtihanları geçebilmek. Ben kaldım sanırım... :""(