Sevip sadık kaldığımızı sandığımızda aslında bağımlı olduğumuzun farkına varmamızı, iyi niyetli ve yardımsever olduğumuzu sandığımızda kendini beğenmişliğimizin (narsisizm) farkına varmayı, başkaları için sadece onların iyiliği için bir şeyler yaptığımızı sandığımızda sadizmimizin farkına varmayı, cezayı talep eden şeyin adalet duygumuz olduğunu sandığımızda yıkıcılığımızı keşfetmeyi, kendimizi sağduyulu ve "gerçekçi"
gördüğümüzde korkaklığımızın farkına varmayı, fevkalade mütevazı davrandığımıza inandığımızda kibrimizin farkına varmayı, hiç kimseyi incitmeme niyetiyle hareket ettiğimizi düşünürken aslında özgürlükten korktuğumuzun farkına varmayı, kaba olmak istemediğimizi sanırken samimiyetsiz olduğumuzun farkına varmayı, bilhassa tarafsız olduğumu-
za inanırken aslında hain olduğumuzu keşfetmeyi gerektirir.
Kısaca, Goethe' nin de dediği gibi, ancak ve ancak "kendimizi
anlaşılabilir bir suçu işleyen kişi olarak hayal edip" o suçu
işlemeye niyetlenirsek, gerçekte kim olduğumuzun farkına varma yolunda ikiyüzlülüğü bir kenara bıraktığımızdan
pekala emin olabiliriz.