Her ne kadar kadın, duyguların insan deneyimindeki en doğru şeyler olduğunu, insanın yolunu aydınlatan bir ışık olduğunu bilse de onun duyguları yok sayılıyordu.
Toplumun, yetişkinlerin, evliliğin, anneliğin, tüm bu şeylerin bir şekilde bir kadını evine hapsedip orada tutmak için ustaca tasarlandığına dair bir hisse kapılmaya başlamıştı.
Kendi karanlığının orta yerindeki o tek akkor ışık, bütün kadınların yeni bir şey doğurduğu o çıkış noktasıydı.
Çocukluk döneminizin başlarında bir ateş yakarsınız. Bu ateşi harlayıp büyütürsünüz. Ne pahasına olursa olsun onu korursunuz. Köpürüp bir ışık dağına dönüşmesine izin vermezsiniz çünkü böyle bir şey bir kıza yakışmaz. Sır olarak saklarsınız. Yanmasına izin verirsiniz. Diğer kızların gözlerinin içine baktığınızda titreyen ateşini görürsünüz, başınızı bir suikastçı gibi sallarsınız ve tahammül sınırlarını zorlayan sıcaklığı, kontrolden çıkmak üzere olan yangını asla yüksek sesle dile getirmezsiniz.
Aleve özen gösterirsiniz çünkü göstermezseniz soğukta kendi başınıza sıkışıp kalırsınız, mevsimsel tabakalara mahkûmsunuzdur, uygulanabilirliğe mahkûmsunuzdur, Hayat böyledir işte demeye mahkûmsunuzdur, rahatlamaya ve anlamaya ve mantık yürütmeye ve kabul etmeye ve başka yerden bakmaya ve onun tarafından bakmaya ve kendi tarafınız dışında her taraftan bakmaya mahkûmsunuzdur.