Müspmür

Müspmür
@Muspmur
Onlar ağızlarıyla Allah;ın nûrunu söndürmek istiyorlar. Halbuki kâfirler istemeseler de Allah nûrunu tamamlayacaktır. Elhamdülillah
16 okur puanı
Mart 2021 tarihinde katıldı
İslâm kumandanı Usame , anlatıyor: “Sabahleyin çıkıp üzerlerine atıldık ve onları perişan ettik. Birisine, Ensardan bir fertle beraber ben yetiştim. Yakalanınca şehadet getirdi ve ‘Allah bir’ dedi, doğruladı. Ensarî hemen kılıcını indirip geri çekti. Fakat ben adamı öldürdüm. Olanları Allah Resûlü’ne anlattığım zaman çok üzüldüler ve dediler: – Yâ Usame! Allah’ın varlığını kabul eden insanı nasıl öldürdün? – Ölüm korkusundan şehadet getirdi. Samimi değildi. Yine aynı suali tekrar ettiler: – Yâ Usame, Allah’ın varlığını kabul eden insanı nasıl öldürdün? O kadar tekrar ettiler ki; yerin dibine geçtim. Ve Allah’a yalvardım: – Keşke bugüne kadar İslâm’a girmemiş olsaydım da şu anda tekrar girseydim » İşte kılıcın ulaştığı merhamet ve hikmet...”
Celal, İlber ve Fatih üçlüsü'nün özeti
Celal Şengör için bilim asla bilim değildir. Bilim, Celal Şengör için ideolojik sözlerini gerekçelendirmek için kullandığı kutsal şeydir. Altay Cem MeriçAltay Cem Meriç
Cebrail, en küçük mesafe ölçüsüyle dahi ilerisine imkân görmeyen bir haşyet edâsıyla durdu: – Ben buradan ileriye geçemem! – Niçin? – Yanarım! – Ya nasıl geçilir buradan ilerisine... – Aşkla... Ve Allah’ın Sevgilisi, kendisini, tek başına nur fevvâresinin içine bırakıp geçiyor ve huzuru buluyor. Meleğe verilmeyip insana verilen sonsuz sır... İlâhî visâl anahtarı...
Ömer Fârûk “Hak ile bâtılı birbirinden ayıran”
Ömer, belinde kılıç ve elinde ok, hareketinden evvel kâbe'yi tavafa gitti, yedi kere tavaf etti ve oradaki müşriklere şöyle haykırdı: - işte ben gidiyorum! Anasını ağlatmak, karısını kocasız ve çocuğunu babasiz bırakmak isteyenler şu vadiye doğru arkamdan gelsin!
Evet, (Hatice-tül-Kübra) Büyük ve Temiz Hatice, O’na âşıktır. O, öylesine doğru ki, bakın bir iş ortağı O’nun için ne diyor: – Peygamberliğinden evvel Allah’ın Resûlüyle müşterek bir işimiz vardı. Ben iş neticelenmeden bir yere hareket zorunda kaldım. Bellibaşlı bir zaman içinde dönüp işi neticelendirmeye söz verdim. Fakat taahhüdüm tamamıyla aklımdan çıkmasın mı? Verdiğim sözü ancak vâdesinden üç gün sonra hatırladım. Hemen buluşma yerine koştum. İleride Allah’ın Resûlü olacak zât, beni görünce ne kaşlarını çattı, ne dik bir tavır takındı. Sadece mülâyemetle dedi; «Çok merak ettim ve üç günü burada geçirdim.» Buluşma yerine üç gün geç kalarak gelen ortağını, aynı yerde üç gün bekleyen Kâinatın Efendisinin ahlâkını anlayabilmek için, işte, O’nun ahlâkına tevârüsten başka bir şey olmayan velîliğin bir mensubuna ait vak’a: Velî, kendisine «Birazdan gelirim» diye söz verip ayrılan birini, kar ve yağmur altında günlerce bekliyor: Ona soruyorlar: – Sen deli misin? Hâlâ gelmeyeceğini anlamıyor musun?.. Ne bekliyorsun kar ve yağmur altında? Diyor ki, velî: – Eğer buradan ayrılacak olursam, arkadaşıma yalancılık isnad etmiş olurum. Onun için bekliyorum! Bu ahlâk, velînin değil, velîlikle beraber her şeyin aslı sahibi bizzat O’nundur. Büyük ve Temiz Hatice O’na haber gönderiyor: – Beni alsın!.. Alır mı?