Bir anne bebeğini emzirirken, bedeninde sel gibi akan oksitosin birçok etki yaratır; süt akışını başlatır, meme bezlerinin çevresindeki derinin kan damarlarını genişleterek, bebeğini ısıtır. Ayrıca, gevşediğini hisseden annenin kan basıncı düşer. Bir huzur duygusuyla birlikte, daha dışa dönük olduğunu hissederek, insanlarla ilişki kurmak ister; oksitosin düzeyi arttıkça, daha girgin olur.
Kuantum alan kuramına göre, mutlaka her şey bir alan ya da alanlar bileşiminden oluşur. “Parçacık” dediklerimiz, bu alanlardaki minik titreşimlerdir. ...
Fizikçi John Wheeler bir seferinde bir meydan okumada bulunmuştu: Kuantum mekaniğini beş sözcük ya da daha azında nasıl açıklarsınız? Modern dünyada, herhangi bir kısa yanıtlı soruya öneriler almak kolaydır: Sadece, yanıtları 140 karakterle sınırlayan mikro-blog hizmeti Twitter'a sormanız yeterli olur. Kuantum mekaniği üzerine soruyu sorduğumda, en iyi yanıt Aatish Bhatia (@aatishb) tarafından verildi: “Bakma: dalgalar. Bak: parçacıklar.” Özetle kuantum mekaniği budur.
Parçacıklar iki tür olur: maddeyi oluşturan ve “fermion” adıyla bilinen parçacıklar ve kuvvet taşıyan ve “bozon” adıyla bilinen parçacıklar. «Fermion adı ünlü İtalyan fizikçi Enrico Fermi'ye (1901-1954), bozon adı da Hint fizikçi Satyendra Nath Bose'a (1894-1974) atfen, her ikisi de İngiliz fizikçi Paul Dirac tarafından verilmiştir -ç.n.»