Mustafa Azak

Mustafa Azak
@MustafaAzak
İnsan ne kadar yaşarsa yaşasın, ne kadar okursa okusun, en az bildiği şey, kendisi.
Makyavelci
Niccolò Machiavelli (Makyavel), 16. yüzyılda kurnazca manipülasyonlarla siyasi erki elde edip korumanın el kitabı olan Prens'i yazarken, iktidarı arzulayan kişinin sadece kendi çıkarlarını düşünüp, hükmettiği ya da iktidar uğruna ezip geçtiği insanları zerre kadar umursamaması gerektiğini varsaymıştır. Makyavelci için, insanlara çektirebileceği acı ne olursa olsun, amaçlar araçları meşru kılar. Bu etik, kraliyet saraylarının koruyucu ortamında yaşayan Makyavelli hayranları arasında yüzyıllarca geçerli olmuştur (ve tabii ki, birçok çağdaş siyaset ve iş çevresinde geçerliğini hâlâ sürdürmektedir). Makyavel'in varsayımına göre, kişisel çıkar insan doğasındaki tek itici güçtür; bu tabloda özgeciliğe hiç yer yoktur. Kuşkusuz, siyasi bir Makyavelci amaçlarının aslında bencil ya da kötü olduğunu düşünmeden, ikna edici, hatta kendisinin bile inandığı bir gerekçe bulabilir. Örneğin, her totaliter hükümdar kendi zorbalığını, devleti meşum bir düşmandan korumak için gerekli bir şey olarak savunur.
Sayfa 156 - Varlık Yayınları·Kitabı okudu
Liderlik-Yönetim
Narsisizm
Narsisizm (özseverlik) tabirinin kendisi, Grek mitolojisindeki, göle düşen aksine âşık olacak kadar kendi güzelliğiyle büyülenen Narsisus'tan gelir. Echo (Yankı) adlı su perisi de ona âşık olur, ama sonuçta reddedilir ve kalbi kırılır; Narsisus'un kendine hayranlığıyla rekabet edememiştir. Efsanenin ima ettiği gibi, birçok özsever, en azından kendilerine karizmatik bir hava veren özgüvenleri nedeniyle insanlara çekici gelir. Başkalarını küçük düşürmekten geri kalmasalar da, sağlıksız özseverlerin kendileriyle ilgili görüşleri kesinlikle olumludur. Anlaşılabileceği gibi, kendilerine kul köle olacak biriyle evlendiklerinde çok mutlu olurlar Özseverin sloganı şu olabilir: “Başkalarının varlık nedeni bana tapınmaktır.”
Sayfa 154 - Varlık Yayınları·Kitabı okudu
Psikoloji
Alfa Kadın ve Öfke
Kadınlar genelde erkeklere kıyasla duygularını daha fazla dışa vururlar, ama bazı durumlarda dışavurumculuğu benlik sunumunun kısıtlamalarıyla dengelemeleri gerekebilir. Çoğu işyerinde olduğu gibi, sosyal normların duyguların açıkça ifadesine prim vermediği hallerde, kadınların ortama uymak için itkilerini bastırmaları gerekir. Toplumda, kimin hangi duyguları ifade etmesi “gerektiğini” belirleyen ve üstü örtülü olarak hem erkekleri hem de kadınları sınırlayan incelikli kurallar vardır. Özel yaşamda, genellikle kadınların korku ve üzüntülerini, erkeklerin de öfkelerini ifade etmeleri daha uygun bulunur; üzülen kadınların açıkça ağlamalarını zımnen onaylayan, ama erkeklerin gözyaşı dökmelerini hoş karşılamayan bir normdur bu. İş ortamlarında ise, ağlama tabusu kadınları da kapsar. Ve bir kadın erk sahibi olduğunda, kadınlara konmuş öfke yasağı ortadan kalkar. Tam tersine, yönettiği grup hedefine ulaşamadığında, güçlü bir liderin kızgınlık göstermesi beklenir. Görünen o ki alfa grubundan kadınlar, liderler kümesine giriş için gereken koşullara uymaktadırlar. Belirli bir anda öfke en etkili tepki olsa da olmasa da, patrondan geldiği zaman sosyal bakımdan uygunsuz görünmez.
Sayfa 129 - Varlık Yayınları·Kitabı okudu
Liderlik-Yönetim
Karizma Önemli
Benlik sunumunun bir unsuru karizmadır. Güçlü bir hatibin, ya da mükemmel bir öğretmen veya liderin karizması, yaydığı duyguları içimizde uyandırarak bizi o duygu tayfına sürükleme yeteneğini içerir. Karizmatik bir kişiliğin bir kalabalığı büyüleyişini izlerken, bu tür bir duygu bulaşmasının en iyi örneğine tanık oluruz. Karizmatik kişiler, başkalarını kendi ritimleriyle eşzamanlı hale getirip hislerini yakalamaya sevk eden bir dışavurum yeteneğine sahiptirler.
Sayfa 119 - Varlık Yayınları·Kitabı okudu
Liderlik-Yönetim
Dikkatlice dinlemenin, en iyi yönetici, öğretmen ve liderlerin ayırıcı özelliği olduğu bulgulanmıştır.
Sayfa 113 - Varlık Yayınları·Kitabı okudu
Liderlik-Yönetim