Yaşadığımız kentin bir sokağında dilenen evsiz barksız bir bedbahta hiç bakmadan geçip gidebilir, birkaç adım sonra bir siyasal bildiriye imza toplayan iyi giyimli, girişken bir kadına seve seve kulak ve karşılık verebiliriz. (Tabii ki neye sempati duyduğumuza bağlı olarak, siyasal çağrıya kulak tıkayıp, evsiz barksız kişiyle de ilgilenebiliriz.) Kısacası, önceliklerimiz, sosyalleşme ve daha bir sürü sosyal-psikolojik etken, dikkatimizi ya da duygularımızı -dolayısıyla da empatımizi- yönlendirebilir veya kısıtlayabilir.
Sadece dikkat göstermek bile duygusal bir bağlantı kurmamızı sağlar. Dikkat gösterilmezse, empati de oluşmaz.