Peter İlkesi böyle işler: Kişiler yetersiz kalacakları düzeylere kadar terfi ettirilir. Uzmanlığı nedeniyle terfi ettirilen biri (“Sayılarla arası çok iyidir”) kendisini öyle bir düzeyde bulur ki, görevlerinden birçoğu ya da çoğunluğu teknik beceriyle değil, insanları idare etmekle ilgilidir. Bunun anlamı çalışma dünyasının kötü patronlarla bezenmiş olmasıdır.
Kırıcı, düşüncesiz ya da kişilerarası ilişkilerde beceriksiz olan bu kadar çok insanın neden birçok örgütte güç sahibi olduğu sorusunu yanıtlamakta, Peter İlkesi çok işe yarar. Klasik hata, özel uzmanlığa sahip olan bir kişinin, mutlaka liderlik yetisine de sahip olduğu şeklinde bir varsayımda bulunmaktır.
Tökezleyen kişilerde rastlanan en yaygın iki özellik şunlardı:
* Katılık: Tarzlarını örgüt kültüründeki değişimlere uyarlayamıyor ya da değiştirmeleri veya iyileştirmeleri gereken özellikleri hakkındaki geribildirimleri benimseyemiyor veya karşılık veremiyorlardı. Ne dinleyebiliyor ne de öğrenebiliyorlardı.
* Kötü İlişkiler: En sık sözü edilen etken buydu; fazlasıyla haşin biçimde eleştirel, duyarsız ya da talepkâr olduklarından, birlikte çalıştıkları kişileri kendilerinden uzaklaştırıyorlardı.
-Yöneticinin “tökezlemesi”; işine son verilmesi, istifa etmeye zorlanması ya da ilerleme imkânı olmayan bir mevkide takılıp kalması demektir.-
Duygusal yeterlilik, özellikle liderlikte son derece önemlidir. Liderlik, başkalarının işlerini daha etkili biçimde yapmalarını sağlamayı içeren bir roldür. Liderlerin kişilerarası becerilerdeki
Duygusal zekâmız, bu zekâ türünün beş unsurunu -özbilinç, motivasyon, kendine çekidüzen verme, empati ve ilişkilerde ustalık- temel nitelikteki pratik becerileri öğrenme potansiyelimizi belirler.
Duygusal yeterliliğimiz ise, işbaşındaki yeteneklerimize bu potansiyelin ne kadarını aktarabildiğimizi gösterir.