Mustafa Azak

Mustafa Azak
@MustafaAzak
İnsan ne kadar yaşarsa yaşasın, ne kadar okursa okusun, en az bildiği şey, kendisi.
GENOM BİLİMİ
Telomerler, DNA ipliklerinin uçlarında bulunurlar, bir hücrenin ne kadar yaşayacağını yansıtırlar. Telomer ne kadar uzun olursa hücrenin ömrü o kadar uzun olacaktır. Telomeraz, yaşla alakalı telomer kısalmasını yavaşlatan enzimdir; ne kadar çok telomeraz olursa sağlık ve uzun ömürlülük o kadar iyi olur.
Sayfa 184 - Kuzey Yayınları·Kitabı okudu
Bilim
GENOM BİLİMİ
Genetik bilimciler insan genomunun tamamını haritalandırdıktan sonra fark ettiler ki belirli bir gene sahip olup olmadığımızı bilmek tek başına yeterli değildi. Asıl soru bu genin ifade edilip edilmediğiydi. Yapmak üzere tasarlandığı proteini üretiyor muydu? Ve ne kadar üretiyordu? Gen kümesindeki “ses ayarı” nerede? Bu başka bir önemli adım olduğu anlamına geliyordu: genleri açıp kapayan şeyin ne olduğunu bulmak. Eğer örneğin şeker hastalığı gibi bir hastalığa yatkınlık veren bir geni miras aldıysak, örneğin düzenli egzersiz yapmak ve şeker kullanmamak gibi bir alışkanlığa yaşam boyunca sahipsek hastalığa hiç bir zaman yakalanmayabiliriz.
Sayfa 182 - Kuzey Yayınları·Kitabı okudu
Bilim
BEYNİMİZ KENDİMİZİ NASIL KURUYOR
beyin bedenin kütlesinin sadece yüzde 2'sini oluştursa da, oksijen kullanımına bakılarak yapılan ölçüme göre bedenin metabolizma enerjisinin yaklaşık yüzde 20'sini tüketir ve oksijen tüketim oranı, zihinsel işler söz konusu olduğunda ne yapıyorsak yapalım (hiçbir şey yapmamak da buna dahil) aşağı yukarı sabit kalır. Görünene göre beyin biz rahatlamışken birtakım zihinsel yük altında kaldığımızla tam olarak aynı miktarda meşgul kalır.
Sayfa 157 - Kuzey Yayınları·Kitabı okudu
Psikoloji
META-FARKINDALIK
Meta farkındalık dikkatimizi izlememize imkân sağlar; örneğin zihnimiz odaklanmak istediğimiz bir şeyden kayıp gidince fark etmek için. Zihni düşüncelerle sürüklenmeden gözleme yeteneği, zihnimizin dalıp gittiğini fark ettiğimizde bize bir seçim şansı verir: odaklanmamızı eldeki işe geri getirebiliriz. Bu basit zihinsel yetenek bizi dünyada etkili yapan muazzam miktarda şeyi alttan kuvvetlendirir; öğrenmekten yaratıcı bir içgörü sahibi olduğumuzu fark etmeye ve bir projeyi başından sonuna gözümüzde canlandırmaya kadar her şeyi. Deneyimin iki çeşidi bulunur: sıradan bilinçliliğimizin bize verdiği, bir şeyin “sadece farkındalığı” ve ona karşın, o şeyin farkında olduğunuzu bilmek: yargıda bulunmadan veya diğer duygusal reaksiyonları göstermeden farkındalığın kendisini tanımak. Örneğin tipik olarak etkileyici bir filmi izlerken olaylar dizisiyle o kadar sürükleniriz ki, sinemada etrafımızdaki insanların ve diğer her şeyin farkındalığını kaybetmiş oluruz. Fakat aynı zamanda bir filmi dikkatle izlerken bir sinemada bulunup film izlediğimizin bir arkaplan farkındalığını sürdürebiliriz. Bu arkaplan farkındalığı filmi takdirimizi ve ilgimizi azaltmaz; farklı türde bir farkındalık türüdür basitçe.
Sayfa 149 - Kuzey Yayınları·Kitabı okudu
Psikoloji
DİKKAT GÖZÜNÜ KIRPTIĞINDA
Dört yaşındaki bir çocuğu dikkatle "Waldo Nerede?" isimli resimli kitaptaki kalabalığı tararken ve kafa karıştırıcı kalabalık arasından sonunda kırmızı ve beyaz şeritli kazağıyla Waldo'yu bulduğu zamanki neşe anını izleyin. Waldo'yu bulunca ortaya çıkan mutluluk dikkatin işleyişindeki anahtar bir anı gösterir; beyin böylesi herhangi bir zaferi hoşa giden nörokimyasallardan bir miktar salgılayarak ödüllendirir. Araştırmaların bize anlattığına göre bu anlarda sinir sistemi odaklanmamızı kapatır ve rahatlar. Kısa bir sinirsel kutlama partisine eşdeğer bir şey yapıyordur. Bu parti sırasında başka bir Waldo ortaya çıksaydı, dikkatimiz başka bir yerde meşgul olur ve bu ikinci Waldo gözden kaçardı. Bu geçici körlük anı dikkatin göz kırpması gibidir, zihnimizin etrafımızı tarama yeteneğindeki kısa bir duraklamadır (teknik olarak “itaatsiz dönemdir”). Bu göz kırpma sırasında zihnin fark etme yeteneği kör olur ve duyarlılığını kaybeder. Gözümüze normalde çarpacak ufak bir değişim bu sırada fark edilmez. Göz kırpma ölçüsü “beyin verimini” yansıtır, tek bir şeye çok fazla takılıp kalmamak, sınırlı miktara sahip dikkatsal kaynaklarımızı bir sonraki için müsait kılar. Pratik konuşursak, göz kırpmanın olmaması, küçük değişiklikleri (...) fark etme konusunda daha yüksek bir yeteneği yansıtır. Böylesi ufacık sinyallere karşı duyarsızlık büyük mesajları kaçırmamız anlamına gelebilir.
Sayfa 142 - Kuzey Yayınları·Kitabı okudu
Psikoloji