Zaman, yaşamın bir öğesi olduğu kadar, anlatımın da bir öğesidir ve nesneler nasıl mekâna bağlıysa, zaman da anlatıma bağlıdır. Zamanı ölçüp bölen ve onu birdenbire oyalayıcı ve değerli yapan müziğin de öğesidir o. Öykü de müziğe benzer ve kendini, bir sona doğru yol alan art arda olaylarla ortaya koyar (varlığını ansızın karşımızda gördüğümüz ve yalnızca nesne olduğu için zamanla bağlantısı olan bir sanat eseri gibi değildir) ve bir öykü her an var olmaya çabalarsa yine de zamana gereksinimi vardır.
Çizgi roman tarihçesini anlatırken aynı zamanda mevcut ve mümkün teknikleri ve okuma yöntemlerini de çok güzel izah eden bir eser. Tekrar tekrar okunmasında fayda var zira her seferinde gözden kaçan onlarca detaya rastlayacağınızdan eminim.