Mustafa Koz

Mustafa Koz
@Mustafa_05
Selçuk Üniversitesi
Konya
Konya/Meram
11 okur puanı
Ekim 2021 tarihinde katıldı
a-Peki ama toplumun maddi yaşam koşulları düzeni içinde toplumun görünüşünü, sosyal sistemin niteliğini, toplumun bir sistemden ötekine gelişmesini belirleyen temel güç öyleyse nedir? -Tarihsel materyalizme göre, bu güç insanın varoluşu için gerekli olan yaşama araçlarının elde ediliş biçimi; toplumun yaşayabilmesi ve gelişebilmesi için zorunlu olan; yiyecek, elbise, ayakkabı, ev, yakacak, üretim aletleri vb. gibi maddi malların üretim biçimidir. Ama üretim güçleri, üretimin yalnızca bir yanı, üretim biçiminin ancak bir kesimi, yani insanla maddi değer üretiminde yararlanılan şeyler ve doğa güçleri arasındaki ilişkileri anlatan bir yönüdür. Üretimin, üretim biçiminin başka bir yanı da, üretim sürecinde insanın insanla olan ilişkileri yani insanlar arasındaki üretim ilişkileridir. İnsanlar doğaya karşı olan savaşımlarını sürdürürlerken ve maddi değerlerin üretiminde doğadan yararlanılırken birbirlerinden yalıtılmış ve birbirlerinden ayrı kişiler olarak değil, birlik halinde, topluluk halinde bulunurlar. Bundan dolayı, üretim her zaman ve her koşul altında sosyal bir üretimdir. Maddi değerlerin üretiminde insanlar üretim içinde şu yada bu biçimde aralarında karşılıklı ilişkiler farklı farklı üretim ilişkileri kurarlar. Marx şöyle diyor: -Üretim içinde insanlar, yalnızca doğaya değil, birbirlerine de etki yaparlar. Ancak belli biçimde işbirliği ve faaliyetlerini mübadele ederek üretimde bulunurlar. Üretim yapabilmek için birbirleriyle belli bağıntılar kurarlar ve ilişkilere girerler. Ancak bu sosyal bağıntı ve ilişkiler içinde doğa üzerine olan eylemleri, yani üretim gerçekleşir. b-Üretimin ilk özelliği, bir noktada asla uzun bir süre kalmaması ve sürekli bir değişme ve gelişme halinde olmasıdır. Ayrıca, üretim biçimindeki değişmeler, kaçınılmaz olarak, sosyal
Reklam
2-DİYALEKTİK ve TARİHSEL MATERYALİZM: Diyalektik materyalizm, Marksist-Leninist partinin dünya görüşüdür. Doğa olaylarına yaklaşışı, onları inceleme ve anlama yöntemleri diyalektik, doğa olaylarını yorumlayışı, bu olayları kavrayışı ve teorisi materyalist olduğundan, bu dünya görüşü diyalektik materyalizm adını almıştır. Tarihsel materyalizm, diyalektik materyalizmin ilkelerini toplum yaşamının incelenmesinde kullanır; bu ilkeleri toplum yaşamındaki olaylara, toplum ve toplum tarihi üzerindeki çalışmalara uygular. Diyalektik metafiziğin tersine, doğaya rastgele toplanmış birbirleriyle ilişkisiz, birbirlerinden bağımsız olaylar gözüyle değil; maddelerin ve olayların birbirleriyle organik olarak ilişkili bulunduğu, birbirlerine dayandığı ve birbirleriyle belirlendiği tam ve bağımlı bir bütün gözüyle bakar. Diyalektik metafiziğin tersine, gelişme sürecini, nicel değişmelerin nitel değişmelere yol açmadığı basit bir büyüme süreci gözüyle görmez; gelişmeyi, önemsiz ve belirsiz nicel değişmelerden, açık temel nitel değişmelerine geçilen ve bu temel nitel değişmelerin, yavaş yavaş değilde, bir sıçrayış biçiminde, bir durumdan ötekine kesin ve hızlı olarak gerçekleştiği bir süreç olarak kabul eder. Buna göre nitel değişmeler, rastgele değil, görünmeyen ve yavaş olan nicel değişmelerin sonucu ortaya çıkar. Diyalektik metafiziğin tersine, doğadaki her şeyin ve her olayın yapısında iç çelişkilerin varlığını kabul eder. Çünkü hepsinin olumlu ve olumsuz yanları, bir geçmişi ve bir geleceği, ölen bir yanı ve gelişen bir yanı vardır. İşte bu karşıtlar arasındaki savaşım, yeni ile eski arasındaki savaşım, gelişme sürecinin iç kapsamını, yani nicel değişmelerin nitel değişmelere dönüşmesinin iç kısmını oluşturur. Gelişme karşıtların savaşımıdır. (Lenin, Materyalizm ve Ampirio-
1905 Devriminin yenilgisi, devrimin "yol arkadaşları" arasında çözülme ve yozlaşmayı da yanında getirdi. Aydınlar arasında düş kırıklığı ve manevi çöküş özellikle derinleşti. Devrimin coşkun bir direniş gösterdiği sıralarda, burjuva çevrelerinden gelip devrim saflarına katılan "yol arkadaşları", gericiliğin at oynattığı günlerde partiden uzaklaştılar. Bunların bir kısmı da işçi sınıfının ayakta kalabilmiş legal derneklerine yerleşerek, proletaryayı devrim yolundan saptırma, proletaryanın devrimci partisini gözden düşürme yolunda çaba harcamaya başladılar. Bir zamanlar devrime katılmış olan bu "yol arkadaşları" devrimden ayrılıp uzaklaşırlarken, gericilerin gözüne girme, Çarlıkla hoş geçinme yolu aramaya koyuldular. Karşı devrim ideolojik cephede de saldırıya geçti. Marksizmi eleştiren, baltalayan, devrimi küçümseyen, alaya alan, devrime ihaneti öven ve "kişiye saygı" perdesi altında cinsel ahlaksızlığı dile getiren bir sürü moda yazar türedi. Felsefe alanında marksizmi "eleştirme", "yeniden gözden geçirme" (revize etme) girişimleri aldı yürüdü; ve aynı biçimde, sahte bilimsel teorilerin örtüsü altında türlü türlü din akımı baş gösterdi. Marksizmi eleştirmek bir moda halini aldı. Bütün bu baylar, aralarındaki çeşitli ayrımlara karşın tek bir ortak amaçla birleşiyorlardı; yığınları devrimden uzaklaştırmak. Manevi çöküş ve inançsızlık, kendilerini marksist sayan, ama hiçbir zaman marksist mevzilerde kesinlikle yer almamış bulunan bir kısım parti aydınlarına da bulaştı. Bunlar arasında, Bogdanov, Bazarov, Lunaçarski,(1905 yılında Bolşeviklere katılmışlardı), Yükseviç ve Valentinov (Menşevikler) gibi yazarlar vardı. Bunlar, aynı zamanda Marksist teorinin felsefi temellerine, yani diyalektik materyalizme, marksizmin tarihsel temellerine karşı yani tarihsel materyalizme
Devrim, ayrıca, koşulların uygun olmayan bir nitelik alması, devrim dalgasının yatışmaya yüz, tutması halinde, Bolşeviklerin, düzenli olarak geri çekilme yeteneğinde olduklarını, kadrolarını korumak, kuvvetleri toplamak, yeni durum ve koşullara göre, saflarını yeniden düzenleyip düşman üzerine yeni bir saldırıya geçmek üzere, panik yaratmadan, soğukkanlılığı kaybetmeden, nasıl düzen içinde geri çekilmesini öğrendiklerini gösterdi. Nasıl saldırıya geçileceğini bilmeden, düşmanı bozguna uğratmak olanaksızdır. Yenilgi halinde, düzenli olarak geri çekilmesini, panik yaratmadan, karışıklığa yol açmadan geri çekilmesini bilmeden, bozguna uğramaktan kaçınmak olanaksızdır.
Birinci Rus devrimi, ülkemizin gelişme sürecinde başlı başına tarihsel bir dönemi kapsar. Bu tarihsel dönem, iki aşamadan geçti. Birinci aşama, Mançurya ovalarında yenilgiden yenilgiye uğrayan Çarlığın zayıf düşmesinden yararlanarak Buligin Duması'nı silip süpüren ve Çarlıktan ödün üstüne ödün koparan devrimin, Ekim genel politik grev sınırlarını da aşan Aralık silahlı ayaklanmasına vardığı aşamadır. İkinci aşama, Japonya ile imzalanan barıştan sonra durumunu düzelten Çarlığın, devrim karşısında liberal burjuvazinin duyduğu korkudan, köylünün gösterdiği sallantıdan yararlanarak, Vitte Duma'sını bunların önüne bir sadaka gibi attığı ve işçi sınıfına karşı, devrime karşı saldırıya geçtiği aşamadır.
Reklam