Kaynağı El-Azîz olan Allah'tan olmayan değerlerin adına medeniyet/kültür/uygarlık/ örf/töre/racon... ne denirse densin; batıldır, değersizdir. Onun şeref ve izzet duyacağı tek şey, El-Aziz olanın indirdiği izzet ve şeref kaynağı Kur'ân'dır.
Rabbim! Sen El-Azîz'sin, izzetin tümü sana aittir.
Sen dilediğini aziz, dilediğini zelil kılarsın. Ey El-Azîz! Bizi tevhid ve takvayla izzetli kıldığın kullarından eyle.
İzzeti senden başka bir yerde ararsak, izzetinle bizleri kendine çevir. Sen emrinde galip olansın; dilediğin olur, emrin geri çevrilmez. İslam'ı ve Müslimleri küfrün karşısında aziz kıl. Bizi izzet yurdunda, izzetle ağırlanan misafirlerden eyle.
Allahumme âmin.
Siyasal manasıyla kendisini mülkün sahibi, üstün ve mutlak egemen olduğunu iddia edenin iddiası, kendisini tabiatüstü bir güç görüp, 'Ben sizin veliniz, kefiliniz, koruyucunuz ve yardımaıızım' diyen insanın iddiasıyla aynı anlama gelmektedir.
Ûlâhiyet ve otorite (mutlak egemenlik) birbirini gerektiririr; anlam ve ruh bakımından farkları da yoktur. Otoritesi bulunmayanın ilâhlıığı mümkün olmadığı gibi, ilâh olarak kabul edilmesi de yakışık almaz. Mutlak otorite sahibinin ilâhlığından söz edilecekse onun tek başuna ilấh olmasının da kabul edilmesi gerekir. Çünkü herhangi bir şahsın bir ilâhtan istediği, bütün ihtiyaçlarının yerine getirilmesi ise, bunun otoritesiz bir güç tarafından yapılması mümkün değildir. Kişilerin güçsüz bir varlığa yönelmesi ve ondan bir șeyler ümid etmesi, göle maya çalmak gibidir.