Aomame, kendini bildi bileli Tanrı denen şeyden nefret etmişti. Daha doğru ifade etmek gerekirse, Tanrı ile kendi arasına giren insanlar ve sistemlerden nefret etmişti. Uzun yıllar bu türden insanlar ve sistemler, Aomame için Tanrı ile aynı anlama geliyordu. Onlardan nefret etmek, Tanrı'dan nefret etmekti aynı zamanda.
Doğduğu andan itibaren onlar Aomame'nin etrafındaydı. Tanrı adını kullanarak Aomame'ye hükmediyor, emrediyor, onu çaresiz bırakıyorlardı. Tanrı adı altında tüm zaman ve özgürlüğünü elinden alıyor, yüreğine ağır prangalar vuruyorlardı. Tanrı'nın şefkatinden dem vuruyor, ama daha çok Tanrı'nın öfkesini ve asla taviz vermeyeceğini anlatıyorlardı. Aomame, on bir yaşında kararını verip nihayet o dünyadan sıyrılmayı başarabilmişti. Fakat bunun için birçok şeyi feda etmesi gerekmişti.