merhameti bol olan Allah senin için neyi takdir buyurmuşsa, ne ondan bir zerre fazlasına elin uzanabilir ne de senin nasibin olanı beşerî bir güç senden kaçırabilir. öyleyse nefsinin beyhude çırpınışlarını dindir ve ilahî iradenin tecellisi olan imtihanlarınla barışarak kalbini rızâ makamına eriştir. hakikat odur ki; ya bu takdire boyun eğip içindeki fırtınayı teskin edeceksin ya da ömür sermayen, bir nefeslik huzura bile geçit vermeden hasret ve keder içinde eriyip gidecektir. unutma ki bu dünya bir saadet sarayı değil, bir mihnet ve sefer yurdudur. ne mutlak bir sükûn vadeder ne de kederden azade bir liman sunar. hayat, anbean değişen tecellilerin sahnesidir. bazen celal ile sarsar, bazen cemal ile okşar ama nihayetinde bir gölge misali gelip geçer. ruhunun bu uzun seferde yorgun düşmemesi için zihnini masivadan çekip, başını tevekkül yastığına koymaya ihtiyacı var. ta ki dünya gürültüsü dinsin, gönlünde bir ateşkes ilan edilsin ve hedefe doğru taze bir şevkle yürümeye mecalin kalsın.