"...gerçekten uslu, sakin bir adamdı. İçinde birtakım tutkuları, üstelik kuvvetli, yakıcı tutkuları gizlediği belli olurdu; ne var ki, közlerin yanması küllerin altında olurdu…"
Duyduğuma, okuduğuma göre, başkasına karşı çok büyük bir
sevgi duymak, aynı oranda bencilliğe delaletmiş. Ama bu davranışın neresinde bencillik olduğunu bir türlü göremedim doğrusu.
Bu adam, ruhun beden üzerinde kazandığı zaferin simgesiydi. Kendisi üzerinde sınırsız bir hâkimiyeti olduğu, her türlü cefa ve cezayı küçümsediği, dünyada hiçbir şeyden korkmadığı belliydi. Onda ancak bitmek bilmeyen enerji, sürekli bir faaliyet, intikam, amacına varmak için müthiş bir hırs görebilirdiniz.
Ben hayalcinin biriyim; hayatımda yaşanmış olaylar o kadar az, birlikte geçirdiğimiz şu dakikalar o kadar seyrek raslanan cinsten ki, hayalimde bu anları birçok kez tekrarlamamak elimde değil. Sizi bütün bir gece, bütün bir hafta, bütün bir yıl hayal edeceğim. Yarın buraya, hem de tam buraya, tam bu saatte geleceğim; bugün olanları anımsadıkça kendimi mutlu hissedeceğim.