“açtığım sayfadan doğan sesler, ama mırıltı ama ünlem, kafatasımın içinde dolanadursunlar, aynı uğultunun eşliğinde, saatin akışına salıvereceğim içimdeki huzursuzluğu. Buna alışmışım ben.”
Dostoyevski "İnsancıklar" adlı kitabında: 'Çok tuhaftı, ağlayamadım. Ama ruhum paramparça olmuştu.' diyor. İnsanın icine atmasının, güçlü görünmeye çalışmasının en yorucu hali bu olsa gerek...
İkinci el kitaplara zaafım var. çok seviyorum eski kitapları. kitabı okurken daha önce kim okudu ve ne düşündü diye merak ediyorum. gece zayıf bir ışığın altında tam uykudan önce mi okudu acaba güzel rüyaları olsun diye? yoksa yanında mı taşıdı mühim bir emanet gibi gözünün önünde dursun diye. parmağını sürüyerek mi okumuştur o satırları, benim dokunduğum yerlere mi dokundu? bunları merak ediyorum ve bilmek istiyorum. bir nevi bilmeye de hakkım var. gözlerimizi aynı sayfalara akıtıyoruz, aynı satırları paylaşıyoruz..