27 Mayıs 1960 gecesi son bulan 4 gün 3 gece Ayşe Kulin okumaya doyamayanlar için. Bir günde okunacak bir kitap. Sade dili içine alıyor insanı. Okurken hep o evde gibisiniz.
En basit düzeyde milli mücadeleyi ve Mustafa Kemal Atatürk’ü ilk ağızdan anlatan Falih Rıfkı Atay’ın kaleminden okumak bana çok hissettirdi. Bizzat tanıyan birinin yorum ve anlatımı sanki o zamanı yaşıyor hissi verdi bana. Ortaokuldan itibaren her öğrencinin Ata’sını ve yaptıklarını tanıyabileceği temel eserlerdendir diye düşündüm.
Osmanlı Devleti’nin Mondros Mütarekesi’ne mahkum oluşunu ve Mustafa Kemal’in anılarıyla bu sürece şahitliğini ve Vahdettin’in ülkeyi nasıl yönetemediğini okuduğumuz bir anı kitabı. Sürecin oluşması ve Mustafa Kemal’in kısa anılarla Samsun’da son bulan Padişah Vahdettin’in Mustafa Kemal ile ilgili planını okuyunca şaşırdım.
12 Eylül darbesinin yaşandığı yıllarda Kastamonu’lu öğretmenlerin tutuklanma süreçlerini ve anılarının kendi ağızlarından anlatımıyla kaleme alındığı bir kitap. Yaşananların adaletten ve insanlıktan ne kadar uzak olduğunu hissettiğim bir anılar kitabı. Döneme şahit olmamış biri olarak okurken eğitimli insanların nasıl değersizleştirildiğini şahit olmak üzücüydü. Not:bendeki basımında hata olduğu için 161 ve 176. Sayfalar arası ters basılmıştır.
Köylerde tırpanla ekin biçilip anadutla desdi alındığı yılları öküz arabasıyla sapın harmana getirildiği yılları yaşıyor gibisiniz okurken. Kastamonu’da kullanılan kelimeleri diliniz okuyuveriyor. Harman zamanı insanların nasıl mücadeleler vererek mahsülünü ambarına boşalttığını hissediyorsunuz. Suyun çeşmeden taşındığı çeşme başında sohbet edecek vakti olmayan insanların günlerini yaşıyor okur.Tüm bunlarla birlikte kültürün,köy ihtiyar heyetinin ve adalet sürecinin nasıl yaşandığını benim gibi kuşaklara aktarıyor. Öksüz Melike’nin tek kusurunun derdini anlatmak olması ve köy ihtiyar heyetinin kararı karşısında üzüldüm. Günümüzde de böyle değil mi?karşıdakine yaptığı hatayı anlatırken hata yapmak… Düşüncelerini ifade etmek isterken sürgün olmak…