NESİBE

Kıymet bilmemenin fizyolojisi
İnsan denen canlının hiçbir şeyin kıymetini bilmemesinin altında yatan temel mekanizma dopamin devrelerimizden kaynaklanır. Bir şeyi ne kadar istedğiniz ya da o şeyin sizin için ne kadar hayati önem taşıdığının inanın hiç bir önemi yok. Onu elde ettiğiniz anda dopamin olarak zirveye ulaşırsınız ve o elinizin altında bulunduğu müddetçe artık sizin için yeterli bir dopamin kaynağı değildir. Çünkü dopamin der ki, " bu tamam hadi sıradaki yeni gelsin." Lütfen unutmayın. Bu yaklaşım elde ettiğiniz şeyin değerinden bağımsız tümüyle sizin algılayış biçiminiz ile ilgilidir.
NESİBE
"İşte tam da bu yüzden bir insan bedava ya da karşılıksız olan hiçbir şeyin kıymetini bilmez."
Uydurma ihtiyaçlarımız
Dopamin sistemimizi öyle bir hack'lediler ki etrafımızda peşinden koşulması gereken tonlarca uydurma ihtiyaç var. O nedenle sürekli koşuyoruz. Hatta bu duruma o kadar alıştırıldık ki artık amaç bir yere ulaşmak değil sadece koşmak olmuş.
NESİBE
"İhtiyaç duyduğumuz her şeyin peşinden koşabilmemizi tümüyle dopamine borçluyuz." Bu sistem hacklendi diyor yazar
Evren Kaotik midir, Düzenli midir?
Düzen, ...... vb. kainatta sürekli aynı şekilde müşâhede ettiğiniz ve zıddını hiç müşâhede etmediğiniz şeylerdir. . . . ..olayların öngörülebilir bir sıralılıkla olması ve sonsuz sayıda diğer seçeneklerin diğer insanlar tarafından müşâhede edilmiyor olması. Kaos, (kitaptaki en hatırlamak isteyeceğim tanımı not alıyorum) henüz hesaplanmamış ya da hesaplanamayan düzen. (3.baskı, 116 sayfada.)
NESİBE
Hesaplanamamasının sebebi, "sistemin hem başlangıç noktasındaki değişkenlere hem de sisteme sonradan etki eden diğer değişkenlere hassas bir şekilde bağımlılığıdır."
Dinler yok olacak mı?
Türkiye'deki bu durum akademik olmayan çevrelerde, dünyası lokal alanından ibaret olan bazı kişiler ve bazı kasıtlı manipülatörlerden dolayı uluslararası yorumlanmaya meyillidir. . . . Dünya genelinde İslam birazdan istatiksel verilerle göstereceğimiz üzere en hızlı yayılan din konumundadır. Elbette İslam coğrafyasının başlangıcından bugününe en zayıf olduğu dönemde ama yine de en hızlı yayılan din olması " İslâm’ın kılıç zoruyla yayıldı" söylemini de çürütecek bir delil sayılmalıdır.
NESİBE
Bu durum dediği Türkiye de ateizm-deizm ve diğerlerindeki yükseliş oluyor
Allah (celle celâlüh) gökyüzünü yaratmış, onun rengini de insanların gözleri için en uygun ve onu güçlü kılacak tonda var etmiştir. Eğer gökyüzü çok parlak ve nur kaplı olsaydı, insanın gözlerine zarar verirdi. Oysa yeşil ve mavi renkler gözler için en uygun olan renklerdir. İnsan gökyüzünün enginliğine baksa bir ferahlık ve rahatlık hisseder. Hele de yıldızlar doğup Ay'ın nûru görüldüğü zaman... Hükümdarlar bulundukları meclislerin tavanlarını nakış ve süslemelerle tezyin ederler, o tavana bakanlar da önce ferahlık ve rahatlık hisseder. Ancak kişi tekrar tekrar baktığı zaman kendisine bıkkınlık gelir ve ilk baktığındaki ferahlık ve inşirahı hissedemez. Ancak semâya bakmak böyle değildir. Semâya bakan kişi hükümdar da olsa, avamdan biri de olsa gündelik hayatın sıkıntılarından usanıp oraya bakınca kalbini inşirah kaplar. Bilge insanlar şöyle demişlerdir: "Evindeki huzur ve rahatlığın, gökyüzüne olan ilgin ve merakın oranında olur."
Sayfa 18·Kitabı okudu
1000Kitap
NESİBE
Son tespit çok ilginçmiş.