Bu incelemeyi neden yazıyorum bilmiyorum. Ama bildiğim şeyler var.
Kitabı 2 yıl kitaplığımda beklettikten sonra çok alakasız bir anda, son anda, bir başka kitabı okumaktan vazgeçerek kitabı elime aldığımda hayal kırıklığına uğramayacağımı biliyordum.
Edogawa Rampo'nun düşüncelerinin ve kafasının işleyiş şeklinin en az benimki kadar tekinsiz olabileceğini de. Belki de satır aralarında güvende hissetmemin sebebi buydu. Ben Alice'sem, o Şapkacı'ydı.
Olağan ve sakin bir açılış yapan kitap şekillendikçe başrol karakterin sürükleneceği ahlaki ikilemleri ve sapkınlığı yaklaşmakta olan bir fırtına gibi hissedebiliyorsunuz. Okurken ürkütebilecek, sayfalara biraz daha fazla ilgiyle tutunmanıza sebep olan sahnelerde başrolümüzün nefesi dahi teklemediğinde kitabın nerelere sürüklenebileceğini seziyorsunuz. Karakterin aniden bastıran kaygı halleri, kaçınıp kaçınıp yakalandığı şeytanları ve tutsak kaldığı sıradanlıktan kurtulunca taşıveren sanatkar ruhunu okurken yazar her ne kadar psikolojik tahlillere derinlemesine inmemiş olsa da satır aralarında gerilimi ve çöküşü sunuyor.
Elbette, dönemin çoğu Japon yazarı gibi Rampo da fazlaca iniş ve çıkışları olan bir yazar değil, kanımca onun büyüsü ilginç fikirlerinde gizli. Panorama Adası da bu fikirlerin yuvası olarak görülebilir. Adanın "birbirinden ayrı birer evren" olarak tasvir edilen her bir kısmı canlı birer tablodan farksız. Karakterler bir tablodan diğerine geçtikçe dünyevi sembollerden kopup daha soyut evrenlere geçiyor, deliliğin veya şeytanın tabloları sayılabilecek panoramaları aşıyorlar. En sonunda, adanın illüzyonlarını keşfetmeyi bitirdiklerinde çıkabilecekleri bir teras olduğundan bahsediyor başrolümüz.
"Benim panorama adamın başlıca odak noktası, adanın merkezinde şu anda inşa edilmekte olan büyük sütunun
"Gerçekten titriyorsun. Ama seni bu kadar korkutan nedir?"
"Ne mi? Beni, bu adada kurduğun ürkütücü düzenekler korkutuyor. Ve onları düşünmüş olan sen korkutuyorsun."
"Demek ben..."
Oradan bakınca tüm ada bir panoramadır. Türlü panoramalar toplanınca, bambaşka bir panorama ortaya çıkar. Bu küçük adada birkaç farklı evren üst üste geçerek, birbirleriyle kaynaşarak var olmaktadır.