Ticari zekâsı olan ve beyni çalışan hanımlar sepetin kendilerinde olmasından hoşlanır, hiç işlerine yaramayacak şeyler üzerinden yüzde dört veya beş yüz kârla cimrilerin parasını almaktan büyük zevk alırlardı......o hayalet sepettense, karanlıklar prensinin kapılarına dayanmasını tercih ederlerdi.......
Kızın cehaletini ve liyakatsizliğini görebiliyordu, ama Dr. Broadbent'i görmediği için bir şey demedi. Üçüncü kez sessizlik çöktü. Hanımlar susarken Caroline içten içe nasıl aptal bir hayalperest olduğunu hissedebiliyordu. Ne boş bir hayat geçirmişti, sıradan dünyanın sıradan akışına ne kadar da uyumsuzdu.
Dimitrina aklıma düştüğünde önceleri hasretten kalbimi kanatan, yıllar içinde ise ruhumu aydınlatan bir hatıraya dönüştü. Bir daha hiç görüşemedik ama bende oluşan eğitimli, kültürlü, kişilik sahibi kadınlara hayranlıkta onun payı büyüktü.....
Dimitrina, pembe elbisesinin içinde taze bir gül gibi narin ve güzel, balo salonunun kapısından ailesiyle birlikte içeri giriyordu. Ben ise az önce geldiğim için kapıya yakın duruyordum. Göz göze geldik. Onun gözleri hayretle açıldı..