Aidiyetsizlik hissini ve kişilik dürtülerini ön plana çıkaran bu kitapta ben ne karakter ile bir bağ kurabildim ne de kitabın amacını anlayabildim. Bir hikaye var ama her şey o kadar havada kalmış geldi ki bana sırf kitap kulübü kitabı hatırıyla bitirmek istedim. Sonunda da ağzımı yüzümü buruşturarak gerçekten ben ne okudum demekten başka bir hisle kitabı sonlandıramadım.
''Mütereddit, içkin, ikrah, metonimik, disfazi, mutedil, konsensüs, tahammülfersa, dıştalanma, umut ekonomisi, nekahet''
Sadece çeviri kaynaklı mı tam anlayamadım ama (Çevirmen bu kelimeleri de tercih etmiş olabilir :) ) çok enteresan kelimeler vardı aralarda sırf acaba başka nasıl yeni kelimeler görebilirim diye okumadım değil hani:)
Yani evet bir huzursuzluk, aile, aile ilişkileri, tekinsiz bağnazlıklar vs içermesine rağmen kadının hayatta yer bulamaması ''Burdayım be burdayım!'' demeye çalışması o kadar silikti ki biraz çarpıcılık biraz aa ne oluyor deme isteği aradım ama yok. Bu yüzden çok vasat bir romandı benim için.
Bazı kitapların maalesef neden ödül aldığını anlamıyorum. 170 küsur sayfalık kitap elimde süründü.
Bir kadının ne düşündüğünü asla bilemezsin. Dışarıdan hiçbir şey belli etmezler, sonra da ani bir kararla seni artık sevmediğini söylerler. Gizlice bir değişim geçirmiş gibidirler.