Emrah Tunç

Emrah Tunç
@Nefesroman
6 okur puanı
Aralık 2020 tarihinde katıldı
nefes
MAVİ SABAHLARDA BİR “NEFES” Zifiri karanlık kör etmesin diye güneş, ziyalarıyla koşar kül rengi aya, Dokunmamıştır henüz camındaki paslı raya, Sanırsın “mavi sabahlar” gelmekten vazgeçe; caya… Gelecek güzel ülkeme, dakikaları saya saya, Seherin ilk nefesiyle herkes oturur som kızıl, dumanı tüten çaya… Ne terütaze imiş milletimdeki maya… Sarılır sımsıkı; kırılmasın diye yüreklerdeki en derin faya, Cömertlik, yardımseverlik, memleket sevdası, ar, namus, hayâ, Bencilce düşlemez, hoşamedi eder rızkıyla gelen paya. Bazen zorlanır, hercelesi benzer yeni doğmuş bir taya. Sadece sarsabilir dipsiz zelzeleler; iradesi, çelikten muhkem bir kaya… Zulümat dağılır, dönüşür “mavi sabahlara”, ve düşer cemre havaya. Sağlıkla, sağlıcakla okursunuz umarım… Emrah TUNÇ Aileme ithafen…
Sayfa 1 - kdy·Kitabı okudu
Reklam
nefes
5 ŞUBAT 2021… Ilıman bir kış gecesi… Âdem biraz sonra başına geleceklerden habersiz uyuşuk uyuşuk uzandığı yata-ğında bir ayağını aşağı sallamış hafif ritim tutarak, spor haberlerine bakıyor; bir yandan da aklı memleketine kayıyordu. Acaba ceylan gözlüsü ne yapıyordu şimdi? Gerçi emin ellerdeydi. Ceylan gözlüsünün ablası ona gözü gibi bakıyordu, buna emindi.
Sayfa 2 - kdy·Kitabı okudu
nefes
“NEFES”; Memleketi Sivas’tan, Hollanda’ya çalışmak için giden Âdem’in bir köfteci dükkânı açması ile başlayan serüveninin, karantinada başlayan bambaşka bir aşk hikâyesine evirilişini nefes nefese okuyacağınız, enfes bir roman… Alevler içinde yanan dükkânı… Ateşler içinde yanan bedeni… “… polis arabasından inen iki polis, etraflarına bakınıyorlardı. Vakit henüz gece yarısı olmamıştı. Kasketli ve kır saçları hafif kulaklarına dökülen polis, bizim bulunduğumuz binayı işaret etmişti. Açıkçası biraz korkmaya başlamıştım. İkinci kez polis arabasının bu sokağa girdiğini görmüştüm. Michel de Klerkhof Sokağında, meraklı mahalle sakinlerinin odalarının ışıkları teker teker yanmaya başladı…Bir cinayet işlenmişti…” “Kalbim, ruhum, hislerim, bedenim, ellerim, ayaklarım, kulaklarım, dudaklarım sanki birbirleri ile savaşıyor gibiydiler. Kafam karmakarışıktı. Gözlerimde yaş yoktu ama ağlar gibiydim. Ellerim bomboştu sanki bir şeyleri bağlar gibiydim. Sessizdim, titriyordum, çağlar gibiydim. Koca kâinatta küçücük hissetsem de cismimi, dertlerim ile dağlar gibiydim. Ağlar gibiydim… Hislerim ölmüş, sadece nefes alıp veren sağlar gibiydim. Köhne duvar köşelerinde oluşan ağlar gibiydim… Ağlar gibiydim…” Emrah TUNÇ
Sayfa 166 - kdy·Kitabı okudu