Satranç hayat gibidir david demişti babası.
her parçanın kendi işlevi vardır. Bazıları zayıftır, bazıları güçlü. Bazıları oyunun başında işe yarar, Bazılarıysa sonunda. ama kazanmak için hepsini kullanmak zorundasın. aynen hayatta olduğu gibi, satrançta da skor tutulmaz. On parçanı kaybedip, yine de kazanabilirsin oyunu. Satrancın güzelliği budur işte. İşler her an tersine dönebilir. Kazanmak için yapman gereken tek şey tahtanın üzerindeki olası hamleleri ve anlamlarını iyi bilmek ve karşındakinin ne yapacağını kestirebilmek.
harese nedir bilir misin oğlum? arapça eski bir kelimedir.bildiğin o hırs,haris,ihtiras,muhteris sözleri buradan türemiştir. harese şudur evladım: develere çöl gemileri derler bilirsin, bu mübarek hayvan üç hafta yemeden içmeden, aç susuz çölde yürür de yürür ; o kadar dayanıklıdır yani. ama bunların çölde çok sevdikleri bir diken vardır.gördükleri yerde o dikeni koparır çiğnemeye başlarlar.keskin diken devenin ağzında yaralar açmaya başlar. tuzlu kanın tadı dikeninkiyle karışınca bu, devenin daha çok hoşuna gider. böylece yedikçe kanar, kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına doyamaz ve engel olamazsa kan kaybından ölür deve. bunun adı haresedir.demin de söyledim hırs,ihtiras,haris gibi kelimeler burdan gelir.bütün ortadoğunun adeti budur oğlum, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdğünü anlamaz. kendi kanından sarhoş olur.
görülecek, işitilecek, tadılacak, okunacak, yazılacak, yapılacak o kadar çok şey birikiyor ki, bundan sonra hayatımın bütün bunlara yetişmeyeceğinden korkuyorum. kendi kendime karşı çok borçlandım. kendime vaadettiğim şeyleri yapamazsam utancımdan aynaya bakamayacağım.
devletlerin gücü ve zaafı, milletlerin ilerleme ve yozlaşması, yalnızca devlet adamlarının deneyimli oluşundan, yönetim yeteneğinden ya da beceriksizliğinden kaynaklanmaz.
"yöneticiler; ister iyi, ister kötü, ister kahraman, ister zalim olsun onlar kendi milletlerinin birer yansımasıdır."
...
"her millet layık olduğu yönetime ve devlet adamlarına sahiptir."