Suçluluğun epeyce gerilerde kalmış , sivri uçlu dikenleri içimi bir kez daha yokladı ,acıttı ; bu adı yüksek sesle söylemek bir büyüyü bozmuştu da bütün o dikenler , iğneler içime batmak için özgür kalmıştı sanki..
Karnımdaki sonu gelmez burkulmaların, bir türlü söylenemeyen sözlerin kıyısında sonu gelmez bekleyişlerin, sonu gelmez bilip de bilmiyormuş gibi yapmaların sonu bu.