Sancıdan kıvranan bir hastanın hiç olmazsa bir an için acısını hafifletebilecek bir şey bulmak umuduyla yatağın içinde bir o yana bir bu yana dönmesine benzer. Acısının hafiflemesine değil, bir dakika da olsa, onu değiştirmeye, başka bir acı duymaya çalışır. Tabii yatışının güzelliğine bakacak durumu yoktur. Belgenin esas amacı sert, yapmacıksız bir cezadır; haç, herkesin gözü önünde idam edilme isteğidir. Ne var ki, bu haç isteği haça inanmayan bir insanın içinde bulunuyor; bir keresinde başka bir olay üzerine Stepan Trofimoviç'in söylediği gibi, 'başlı başına bir düşüncedir bu.'
Yeryüzündeki hayatla ilgisi yok bunun; öteki dünyayla ilgili olduğunu söylemek istemiyorum, ama yeryüzü insanın kaldırabileceği, dayanabileceği bir şey de değildir. Bedenen değişmek gerek ya da ölmek. Açık seçik, İtiraz kabul etmeyen bir duygudur bu. Sanki bir anda tüm doğayı hissediyorsunuz da şöyle diyorsunuz: 'Evet, gerçek budur işte.'
"Bir başka Kişinin kalıbına girmeye karar vermiştim. Başkasının rolünü oynamayıp olduğum gibi kalmak Elbette daha iyiydi, değil mi? İnsanın kendi yüzünden daha şeytanca ne vardır? Çünkü kimse öyle olduğuna inanmaz. Ben önce bir budala kılığına girmek istemiştim, düşündüm ki budala görünmek, olduğun gibi görünmekten daha kolaydır. Ama sonra baktım, bu kılıkta herkesin merakını çeken büyülü bir yan, bir olağanüstülük var, gene olduğum gibi kalmaya karar verdim. Öyleyse kesin olarak söyleyin Ben kimim? Orta direkten bir insan, ne budala, ne zeki, daha çok budala. Burada kimi aklı başında kimselerin dediği gibi, aydan düşmüş adam. Öyle değil mi?"