insanlar şehir gibiydi. bazı kötü yönleri var diye bütün şehirden nefret edemezsiniz. sevmediğiniz yanları, birkaç tane tehlikeli ara sokağı ve mahallesi olabilirdi ama bir şehri yaşanır kılan şey iyi yönleriydi.
rafta bir National Geographic vardı. o derginin kapağına -bir kara delik resimine- bakarken, aslında kendine baktığını fark etti. bir kara deliğe. can çekişen, kendi içine çöken bir yıldıza.
Nora, Neil’ın elmas hakkındaki yanlışını düzeltmedi. kömürün de elmasında karbon olduğunu ama kömürün hiçbir basınç altında elmasa dönüşemeyecek kadar katışıklı bir karbon olduğunu söylemedi. bilimsel olarak, kömürseniz kömür kalırdınız. belki de hayattan alınması gereken esas ders buydu.