"Bence ebeveynlerin yetişkin çocuklarının gönenci üzerindeki
etki gücü genellikle azımsandı ve gereğince dikkate alınmadı. Bunu
fark etmemiz ve ilişkiyi yeniden biçimlendirip güç dengesini yeniden ayarlamamız önemli. Bir yetişkin olarak eve gittiğinizde çocuksu benliğinize veya daha kötüsü huysuz bir ergene geri döndüğünüzü hatırlıyor musunuz? Bunun nedeni, ebeveynlerimizle olan ilişkimizin içimizde yer etmiş olması ve düşüncelerimizden çok daha hızlı bir şekilde, ışık hızında tetiklenmesidir. Bebekken hayatta kalabilmek için ebeveynlerimizin sevgi ve bakımına muhtaçtık; bu bağın gücü asla tamamen yok olmuyor."
"Başarılı ebeveyn olmak, çocuğunuza hem kök hem de kanat
kazandırmak demektir. Yetişkin çocuklar “annelik” (veya “ebeveynlik”) ortamından çıkma ve kendi yoluna girme ihtiyacı duyar. Onların hayatı bizim hayatımız değildir: Bizden farklı olduklarını kabul etmemiz gerekir. Ama onları oldukları gibi kabul etmemiz de yetmez; oldukları gibi benimseyip kucaklamak ve onların sevdiği kişileri de kabul etmeliyiz. Çocuğunuzu kontrol etmek veya etkilemek istemeniz, sadece kırılmalara yol açacaktır. Reluctantly Related [Gönülsüz Bağlılık] adlı kitabın yazarı psikoterapist Dr Deanna Brann’ın araştırması açıkça gösteriyor ki, yetişkin çocuk içinden geldiği aileye değil, eşine/partnerine sadık olmalıdır. Çocuklar geldikleri aileye sadık kalacak olursa, aşk ilişkisi ciddi bir parçalanma tehlikesiyle karşılaşmaktadır."
"Çocuklar büyürken, babanın rolü de anneninki kadar karmaşık
ve şüphesiz aynı derecede önemlidir. Çok küçük bir yaştan itibaren
babanın sürece katılımı çocukta özsaygı gelişimine anneye kıyasla
daha doğrudan etki ediyor. Bu da çocukların eğitim ve dolayısıyla
kariyer başarısıyla bağlantılı bir şey. Babası kendisiyle çok ilgilenen
ve zaman geçiren bir çocuğun duygusal açıdan güvende olması daha
olasıdır: Çocuğa araştırıcı olma ve ailenin güvenli ortamından dışarı
adım atma cesareti verir. Babalarıyla sağlam bir ilişki içinde olan çocukların, yetişkin olduklarında başkalarıyla güçlü sosyal bağlar kurma ihtimali de daha yüksek oluyor. Baba çocuğa olumlu bir rol modeli sunar, bu da ergenlik çağındaki erkek ve kız çocukların cinsiyet rolleri geliştirmesine yardımcı olur. Ergen kızlar açısından oluşan erkeklere ilişkin olumlu izlenim ve deneyim modelleri, gelecekteki ilişkilerinin kalitesine çok önemli etkide bulunur."
"Tolstoy "Bütün mutlu aileler birbirine benzer; her mutsuz ailenin mutsuzluğu kendine göredir,” diye yazmıştı. Buna katılmıyorum. Her ailenin benzersiz olduğuna inanırım ben. Hiçbir aile aynı kalmaz ve aileleri iyi ya da kötü olarak düşünmenin yararı yoktur. Çoğu aile, farklı zamanlarda, işlevli olmak ile işlevsiz olmak arasında değişen bir yelpazede gidip gelmektedir."