İnsan insan olduğu sürece, tabii ki her yaşta bir şeyleri yargılıyor ama salonun daha ferah olmasını istedikçe, yargılarımızı da mobilyalar gibi yeniliyor, yerlerini değiştiriyoruz.
İnsanların dünyayı fazlasıyla sınırlı bir bakış açısından görebildiklerini ve kendi dünya görüşümüze uymayan şeylere inanmamanın bir çeşit önyargı olduğunu artık görebiliyorum. Demek istediğim, bazen gözümüzün önündeki gerçekleri bile kabul edemeyebiliyoruz. Bir dönemin delileri bir sonraki dönemin bilgelerine dönüşebiliyorlar.
Hayattaki sınavımız da bu değil mi? Yaşanmışlıkları yok etmeden yola devam edebilmek. Kendimizi yok etmeden nelerden vazgeçmemiz, nelere sıkı sıkı tutunmamız gerektiğini görebilmek.