H A

Sen kim olduğunu sanıyorsun?
10/10
·248 syf.··
2024 14. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 12 Kasım 2024 01:25
Kafamdaki benle, aynadaki benle ve hayatımda var olan her insanın gördüğü benle yüzleşmeye çalıştığım bir kitap oldu. Bir ara kafayı yiyeceğim sandım. Kitabın kahramanının yalnızlık arayışı öyle anlamlı ki insanın, kendisinden kaçabileceği bir noktaya ulaşması için delirmesi gerekiyor. Buradan sonra, kitabı okumayanlar için spoiler içerir! Baş karakterimiz Vitangelo Moscarda, herkes gibi kendi halinde bir adam; ama bir sabah uyanıp eşi ona burnunun eğri olduğunu söyleyince hayatı bambaşka bir yola sapıyor. Evet, sadece burun yüzünden! Düşünün, yıllardır aynada gördüğünüz size bile yabancı. Etrafınızdaki herkesin sizi farklı bir Moscarda olarak gördüğünü, onların zihninde “binlerce” parçanız olduğunu fark ediyorsunuz. Vitangelo, bir yandan bir “hiç” olduğunu düşünüyor; öte yandan herkesin onu “bir” başkası olarak tanıdığını fark ediyor. Kitabın adı da buradan geliyor aslında: Bir tek Moscarda var, ama o bile kim olduğunu bilmiyor; herkesin gözünde o bambaşka biri ve bu kimlikler bir araya gelince binlerce kişilik yaratıyor. Romanın içeriği basit ama derin bir felsefi soruya dayanıyor: Bir insan kendisi olabilir mi, yoksa hep başkalarının bakışlarıyla yeniden mi şekillenir? Biri, Hiçbiri, Binlercesi, sorgulayıcı bir ruh haliyle okunması gereken, yer yer iç karartıcı ama bir o kadar da düşündüren bir roman. Kimliğiniz, varlığınız ve sizi siz yapan şeylerin gerçekten ne olduğunu görmek istiyorsanız, bu kitap size ayna olacak. Ama bu aynada gördüğünüz “siz” muhtemelen daha önce gördüğünüzden biraz farklı olacak.
Biri, Hiçbiri, BinlercesiLuigi Pirandello · İthaki Yayınları · 20215,7bin okunma
Reklam
10/10
·639 syf.··
2024 11. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 05 Kasım 2024 13:20
İnce Mehmed’in hikayesi, öyle dümdüz bir kahramanlık hikayesi değil; acısı, bedeli ve gerçekliği olan bir yolculuk. Yaşar Kemal’in düzene baş kaldıran küçük çocuğunun, büyümesine ve bir halk kahramanı olmasına tanıklık ediyoruz. Betimlemeler bazen sıksa da gözlerinizi kapatıp hikayeye daldığınızda, Çukurovanın toprak kokusunun içinde, insanların çaresizliğini ve direniş ruhunu iliklerinize kadar hissedeceğiniz bir seri. Bir Anadolu efsanesi. Bir köylü çocuğunun, kendisi ile aynı duyguları besleyen, aşağılanan, hor görülen insanları arkasına alarak, güç odaklarına karşı nasıl dik durduğunu anlatıyor. Aslında bu dik duruş yalnızca İnce Mehmedin değil, fikirlerin dik duruşu. Ortak çaresizliğin ve direnişin hikayesi. İşin güzel yanı, bu süreçte Memed’in insani yanlarını, yalnızlıklarını ve içindeki git-gelleri de yaşıyoruz. Yaşar Kemal Mehmed’le o kadar güzel bir karakter derinliği yakalamış ki, Memed’i bir kahraman olmaktan çok bir insan olarak tanıyoruz. Seri sadece bir macera değil, Anadolu insanının, halkın adalet arayışının, boyun eğmeyen ruhunun anlatısı. Kış aylarında okunmasının ayrıca keyif vereceğini düşünüyorum. Yazarın betimleme ustalığıyla, halkın zihnine girip yaşanan sıkıntılara ve Cumhuriyetin ilk yıllarının sancılarına tanıklık edeceğiniz bir roman. Şimdiden iyi okumalar dilerim.
İnce Memed 4Yaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202121,5bin okunma
10/10
·152 syf.··
2024 9. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 17 Ekim 2024 15:22
Kitap, dopamin hormonunu merkeze alarak, insanların mutluluk arayışında nasıl bir kısır döngüye girdiğini ve modern hayatın sunduğu anlık hazların aslında kalıcı mutluluk getirmediğini anlatıyor. Yazar, herkesin sürekli tatmin arayışını dopamin üzerinden ele alarak, sosyal medya kullanımı, alışveriş, fast food gibi dopamin kaynaklarının beyin tarafından nasıl görüldüğünü sade akıcı ve eğlenceli bir dille okura aktarmış. Bu çılgın dopamin meselesinden nasıl çıkılabileceğine dair öneriler de verilmiş. Saçma ve birbirini tekrar eden kişisel gelişim kitaplarından ziyade, bilimsel verilerle desteklenmiş ve biyolojimizi anlamamıza yardımcı olan bu gibi kitapları daha faydalı buluyorum. Güzel ve akıcı bir kitaptı, kesinlikle okumaya değer.
Kalk Bi Dopamin DemleSerkan Karaismailoğlu · Ortapia Yayınları · 20246,5bin okunma
Karanlıkta cennet arayışı...
10/10
·644 syf.··
Beğendi
·
2024 4. kitabı
·
67 günde okudu
·
Okunma: 26 Eylül 2024 22:44
Steinbeck kitabında, klasik "Kabil ve Habil" hikâyesinden ilham alarak, insanın iyiliği ve kötülüğüyle olan çatışmasını ortaya çıkarıyor. Yani bir yandan herkesin içinde olan o "iyi mi kötü müyüm" ikilemini çok güzel bir şekilde gözler önünde seriyor. Herhangi bir insan için sadece "iyi" veya "kötü" diyemeyeceğimizi, insanın bu kalıplara sığmayacağını ve herkesin seçim yapabileceğini çok ince bir şekilde aktarmış. Steinbeck'in kitabın sonunda bu “seçim” konusu özellikle vurgulaması da kitabın ana temalarından biri. Kitabın genel havası o kadar yoğun ki, insanı kendine çekiyor. California'nın verimli topraklarını, o dönemin Amerika'sını ve insanların iç dünyasını anlatırken Steinbeck, doğayla insanların farklılaştığı paraleli çok iyi bir şekilde okuyucuya aktardığından, tam anlamıyla bu dünyaya dalıyorsunuz. Steinbeck'in dili sade ama vurucu. Anlattığı duygular çok derin ama bunu hiç yormadan, sade bir şekilde yapıyor. Sonuç olarak, "Cennetin Doğusu" insanının karanlığını ve sağlıklı taraflarının sorgulatan bir kitap. Steinbeck, karakterleriyle ve hikâyesiyle o kadar derin bir dünya kurmuş ki, hem karakterlere üzülüyor hem de onları anlıyoruz.
Cennetin DoğusuJohn Steinbeck · İletişim Yayınevi · 202411,4bin okunma
10/10
·311 syf.··
2022 22. kitabı
Kitabı okumamış olanlar için spoiler içerir. "Sodom ve Gomore" ismi, Tevrat'ta geçen iki lanetli şehri hatırlatıyor: ahlaksızlık ve yozlaşmanın sembolü olmuş şehirler. Karaosmanoğlu, bu ismi seçerek işgal altındaki İstanbul'un ahlaki çöküşünü, yozlaşmış insan ilişkilerini ve Batılılaşma hayranlığının insanları nasıl yozlaştırdığını vurguluyor. Kitabın ana karakterlerinden Leyla, işgalci askerlerle yakın ilişkiler kurarak, Batılılara özenen, köklerinden kopmuş bir kadın figürü. Kitabın diğer önemli karakteri Necdet ise, milli mücadeleye inanan, vatansever bir genç. Necdet'in Leyla’ya duyduğu aşk, onun ahlaki duruşuyla sürekli bir çatışma içinde. Necdet, Leyla’nın düşman askerleriyle olan ilişkilerinden rahatsızlık duysa da ondan kopamıyor. Leyla’nın temsil ettiği "bozulmuş İstanbul" ile Necdet’in temsil ettiği "direnen Anadolu" arasında bir gerilim var. Bu aşkın, aslında iki zıt dünya arasında gidip gelen bir metafor olduğunu söyleyebiliriz. Kitabın, okura işgal altındaki İstanbul’da ahlaki değerlerin ne kadar derinden sarsıldığını hissettirmesi çok etkileyici. İstanbul'un Boğaz kıyılarında yapılan partiler, yabancı subaylarla eğlenen kadınlar, aslında toplumun ne kadar büyük bir çöküş içinde olduğunun resmidir. Sodom ve Gomore, işgal altındaki İstanbul’un karanlık yüzünü gözler önüne seren, çürümüşlüğe karşı bir ağıt gibi. Leyla ve Necdet’in aşkı, bir taraftan bireysel bir trajediyi, diğer taraftan ise bir milletin ahlaki uyanışını simgeliyor. Edebi olarak yoğun ama düşündürücü bir okuma arayanlara kesinlikle tavsiye edilir.
Sodom ve GomoreYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 20246,7bin okunma
Reklam