Ne çalışmayı sermayeye ne de sermayeyi çalışmaya esir eden fakat ikisini de birbirine karşı denkleştiren bir nizam imkansız değildir.
Televizyonu keşfedildiği bir devirde insanlık isterse, böyle bir içtimai adaletin tekniğini de kolayca bulabilir. Birini yapan ötekinden aciz kalamaz.
-Adaletin ölçüsü, ehliyet ve liyakattir.
O zaman cahil bir Kayserili pastırmacının milyoner olduğunu ve bir fikir adamının süründüğünü göremezsiniz-
Kazanç, sermaye ile çalışma arasında birinciye aslan payını vererek değil, eşit olarak da değil, istihsalde ikisinin tesir derecelerine,
Yani liyakate göre paylaşılır.