Selam.
Genellikle kısa, akıcı ancak derinlikli bulunarak, bir saatte okunabilen, insan psikolojisine dair çarpıcı tespitler içeren bir eser olarak yorumlanan Zweig’in Kızıl (İki Yalnız İnsan) adlı eseri, Viyana'da tıp eğitimi alan genç Berger'in büyük şehrin yalnızlığı, hayaller ve yetişkinliğe geçiş süreciyle yüzleşmesini anlatan yoğun psikolojik bir novella.
(Not: 13 yaşında bir kıza aşık olması ve onunla ileride evlenme planları yapması) hakkında yorum yapmak istemiyorum.
Bana göre Kızıl, insan psikolojisinin en kırılgan anlarını yakalayan, Zweig’a özgü yoğun duygularla ilerleyen kısa ama sarsıcı bir hikâye. Toplumsal baskıların, utanç duygusunun ve insanın kendi iç gerçeğiyle yüzleşmesinin nasıl ağır bir yük olabileceğini sade ama vurucu bir dille anlatıyor. Zweig, bir kişinin iç dünyasında kopan fırtınaları okura hissettirmekte yine ustalığını konuşturmuş bu kitapta. Kitap tam bir Zweig klasiği...
Stefan Zweig yine insan ruhunun en ince yerlerine dokunmayı başarıyor.
Kitapta geçen adıyla kızıl; ölümcül bir hastalık. Ciltte kızıl kızıl lekeler oluşturuyor.
Kahramanımız bu ölümcül hastalığa aşık olabileceğini düşündüğü 13 yaşındaki bir kızı kızıla yakalamışken ve henüz iyileşmemişken öptüğü için yakalanıyor.
Kitabın başında sürekli kendine acıyan, kendini korkak olarak nitelendiren, fakat bu küçük kızın hastalığı sayesinde kendine gelen kahraman tam hayata tutunmuşken, ölüme yakalanıyor.
Okurken onlarla yaşayabileceğiniz bir kitap yine...
Kitap tam bir Zweig klasiği...
Kitapla kalın